Türk halk müziği sahnelenen mekânlar, arabesk, fantezi müziğini, halk müziği diye sunmaya başlamışlarsa,


Sanatçı, Arabesk ya da fantezi tarzında okuyup, albümünü halk müziği albümü diye lanse ediyor, sahnesinde de bu türde eserleri halk müziği diye okuyorsa,

Nadir de olsa belediyelerin ya da şirketlerin düzenlediği Ücretsiz halk konserlerine bile, menajerler sanatçısı için çok yüksek fiyatlar veriyorlarsa,

Türkü sahnelenen mekânlar artık gece kulübü görünümüne girmeye başlamışsa,

Dinleyici gerçek türküler yerine, fantezi müzik dinleyip türkü sanıyorsa, bu tarzdaki sanatçıları da Halk sanatçısı gibi görüyorsa,

Halk müziği yayınları yapan televizyon kanalları ve radyo istasyonları bu akıma uymuşlarsa,

Belediyeler halk konserleri düzenlemeyip, düzenlediklerinde de fantezi müziği, halk müziği adı altında gösteriyorlarsa,

Özellikle genç kuşak Halk kültürünün özünü öğrenmiyorsa, ebeveynler çocuklarına karşı bu kültür hakkında eğitici bir rol üstlenmiyorsa, hükümet politikası olarak kültürel değerler yaşatılmaya çalışılmıyorsa eğer, Halk müziğinin dinlenmediği gibi bir kanaate varmak sanırım yanlış olmaz. Burada azınlık olan kesimden bahsetmiyorum. Hakkıyla işini yapan m ekânlarda, sanatçılarda, dinleyicilerde, belediyelerde mutlaka vardır. Ben genele yayılmış olan bir yapıdan bahsediyorum.  

Bana göre, halk müziği 1930 lu yıllarda olduğu gibi olmamalıdır. Gelişmelidir, yenilenmelidir. Fakat özünü kaybetmeden yapılmalıdır. Dokuya uygun olmalıdır. Size çok basit bir örnekle ne demek istediğimi anlatayım. Yandım şeker ya da bilinen adıyla Şekeroğlan türküsü, Arif Sağ ile bir değişime girmiştir. İlk çalımları ile Arif Sağ üstadın çalımı arasında çok büyük farklar görürsünüz. Ancak dokuyu bozmamıştır büyük usta. Geliştirmiştir, çağa uygun melodik dizin haline getirmiştir. Gelişim ve değişim bence de bu yönüyle olmalıdır. Halk müziği eserini fantezi türünde söyleyerek değil.

Geçmiş tarihlerde Mahzuni’yi, Davut Sulari’yi, Aşık Veysel’i ve nicelerini, günümüzde ise Arif Sağ’ı, Sabahat Akkiraz’ı, Erdal Erzincan’ı ve pek çok ustayı ortaya çıkaran bu kültür, aslında o kadar üst seviyede ki. Sanırım biz o bilince erişemediğimiz için bu kültürü ve bu kültürün ürettiği halk müziğini Dejenere ediyoruz. Ediyoruz diyorum çünkü hepimiz suçluyuz. Kimse kapı ardına kendini saklamasın. Ben dergi çıkarıyorum diye bu suçlamalardan kendimi arındıramam. Halk türküleri doğasever, insan sever, canlı sever iken, gençlerimiz maalesef bu kültürün müziğini, adamların öldürüldüğü, rehin alındığı, kaçakçılığın yapıldığı dizilerden duyup öğrenir oldular. Ve ben bu duruma genç kuşak türkü öğrendi diye sevinir oldum. Gençleri bakması gereken yöne eğitimle çeviremediğimiz için, şimdi onların baktığı taraftan derdimizi anlatma çabasındayız. 

Halk Kültürümüz ve bu kültürün müziği o kadar büyük, o kadar derin bir dehliz ki; içinden ne ozanlar, ne âşıklar ne virtüözler çıkarmış. Bizde toplum olarak bu kültürü küçümsüyoruz, Dejenere ediyoruz ya, trajikomik geliyor.

Bu kültüre sahip çıkmak ya da ucundan kıyısından tutmak için nereden mi başlanmalı?, Minik çocuğunuz mu var? Uyuturken türkü okuyun, çocuklar uyurken açın cd çaları, Mahzuni çalsın, Davut Sulari çalsın, Arif Sağ çalsın. Çocuklara türkü öğretin, kültür öğretin. Çocuklarınızı müzik kursuna yazdırın, onlara enstrüman alın. Buradan başlanırsa yirmi yıl sonra bu çocuklar belki de bizim yapamadığımızı yapar ve bu kültüre sahip çıkar, geliştirir ve sonraki kuşaklara teslim eder. Şimdi soralım kendimize biz gerçekten halk müziği dinliyor muyuz?

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
kaç masan var
Güncelleme-Mehmet Yılmaz
Kültürün Mirasyedileriyiz-serdar Demirhan

Yanıt Ver

*