Kul Himmet, 16.yüzyılda yaşamış Anadolu’nun en büyük şairlerindendir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmese de Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Varzıl köyünde (şimdiki adıyla Görümlü) dünyaya geldiğine inanılmaktadır. Alevi-Bektaşi inancına göre yedi ulu ozanın sonuncusu olarak kabul edilir. Hz. Ali ve On İki İmam’a derin bir sevgiyle bağlıdır. Hayatı hakkında kesin ve net bilgiler bulunmamaktadır, elde edilen bilgiler ozanın kendi şiirlerinden ve cönklerden öğrenilmiştir. Asıl adı Hüseyin’dir, Bir şiirinde “Şahin’ime yolumu eyledim teslim, Aslımız Şah’ı Erdebil’den gelir, adımı anam Hüseyin koydu, Babam Muhiddin İran’dan gelir. Kula himmet eyledi Şeyh Safi, Kula inanmayan Mervan’dan gelir. Ondan sonra adım oldu Kul Himmet, Evliya yolu kırklardan gelir.” der. Bu dizelerde bahsettiği Şahin, iki evladından biridir. Diğer evladı ise Abbas’tır, fakat tahmin edilen odur ki Abbas genç yaşında hayatını kaybetmiştir. Kul Himmet yazdığı dizelerde evladına yolunu teslim ettiğini, yolun inceliklerini öğrettiğini söylemektedir. 

Kul Himmet, on dört yaşlarındayken ilim irfana merak sarar.  Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı olan Ocak köyündeki Hıdır Abdal tekkesine bağlıdır. Medrese eğitimi almamıştır fakat iyi derecede tekke öğrenimi görmüş; İslam tarihi, evliya menkıbeleri, edebiyat bilgileri, tarikat erkanı ve kendi çağının kültürünü çok iyi öğrenmiştir. Yaşı ilerledikçe bu yola iyice bağlanmış ve merakı artmış, nasib alarak bu yola girmiştir. Bu yol, şairliği ve şiiri de beraberinde getiren bir yoldur. Tasavvuf, kanaat, manevi ve ruhani önderliğin yanında, şairlik de işin bir parçası haline gelir. Kul Himmet her ne kadar Hıdır Abdal tekkesine bağlı olsa da, ulu ozanın gönlünde yatan pir aslında Hacı Bektaş-ı Veli’dir ve ona içtenlikle bağlıdır. Bazı şiirlerinden yapılan çıkarımlara göre bir süre Hacı Bektaş-ı Veli’nin tekkesinde dervişlik yaptığı düşünülmektedir.

Pir Sultan Abdal ile aynı dönemlerde yaşamış ve bir dizesinde “Kul olmuşuz Pir Sultan’a, eşiği de kıblegâhtır.” diyerek Pir Sultan’dan eğitim aldığını söyler Kul Himmet. Bunun yanında Pir Sultan da bir şiirinde Kul Himmet için “Bizden selam söylen Kul Himmet kardaşa, vücudun şehrin gezsin de gelsin. Yedi kat yer ile yedi kat göğün, onun manasını versin de gelsin.” diyerek Kul Himmet için tavsiyelerde bulunmuştur. 

Kul Himmet, Pir Sultan ile aynı fikirleri ve görüşleri de paylaşmaktadır ve onun bu düşünceleri de ahali tarafından bilinmektedir. Aynı zamanda Kul Himmet’in Pir Sultan’ın dervişi olduğu ve onun gibi içli şiirler söylediğinden de bahsedilmektedir. Pir Sultan’ın, içinde “şah” kelimesinin geçtiği nefesleri sonucunda canına kıyılınca, Kul Himmet de, inancı, eserleri ve düşünceleri dolayısıyla uzun süre kaçak hayatı yaşamıştır. Bu esnada İran’da Şah Tahmasb hüküm sürmektedir ve Osmanlı’da da Celali İsyanları devam etmektedir. Ulu ozanların eserlerinde geçen şah kelimesinin de o zamanın hükümdarı Şah Tahmasb’ı ve ondan önceki hükümdar Şah Hatayi’yi işaret ettiği sanılmaktadır. Fakat ulu ozanların şah kelimesiyle işaret ettiği kişi Hz. Ali’dir. Zor bir hayat süren Kul Himmet, sürekli saklanmak durumunda kalmış, ailesinden ve sevdiklerinden uzak kalıp hasret çekmiş, sürgünler yaşamıştır. Günün birinde Kul Himmet’e kötülük etmek isteyen ve kim olduğu bilinmeyen biri, ozanın yerini ihbar etmiş ve Kul Himmet, inancı dolayısıyla tutuklanıp zindana atılmıştır. Ne kadar süreyle hapsedildiği bilinmemektedir. Özgürlüğüne geri kavuşmasından sonra köyüne dönmüş ve burada Hakka yürümüştür. Ailesi, korkularından dolayı, ozanın mezarının yerini uzun süre gizlemiştir. Bu yüzden dolayı da 19.yüzyıldaki şair Küstahoğlan “makamı sır olan Koca Himmet” diye bahsetmiştir ulu ozandan. Kul Himmet’in türbesi de doğduğu ve öldüğü Varzıl köyünde bulunmaktadır.

Kul Himmet edebiyat dünyasında en çok; Türkçeyi düzgün, anlaşılır ve etkileyici kullanmasıyla bilinmektedir. Ustalıkla yazdığı eserler genellikle didaktik (öğretici) türde eserlerdir. Şiirlerinde konu olarak çoğunlukla inandığı yolun erkanını, adabını ve inanç esaslarını, tasavvufu ele alır. Yol göstermek için yazdığı eserlerini, okuyan kişilerin kültür seviyesi fark etmeksizin anlayabileceği yalınlıkta yazmıştır. İşlediği bu konuların yanında, sosyal yaşamı da konu eder eserlerine; insan ilişkilerini, barışı, sevgiyi, dostluğu işlerken bu kavramların güvenle desteklenmesini savunmuştur. Böylelikle insanların sevgisini kazanan Kul Himmet, 17.yüzyılda yazılan “Menakıbü-l-Esrar Behcetü’l Ahrâr” adlı kitapta, birkaç şiiriyle Pir Sultan ve Hatayi’nin arasında yerini almıştır. Bu kitapta yer almak Erdebil tekkesi müritleri tarafından tanınmış ve takdir edilmiş olduğunun göstergesidir. Genellikle 11’li hece kalıbını kullandığı şiir türünde kimi zaman 8’li kalıbı, nadiren de olsa 7’li hece kalıbını kullanmıştır. Eserlerini genellikle hece ölçüsüyle verse de yaşadığı dönemde kullanılan ağır ve ağdalı dili de kullanmış, farklı kalıplardaki aruz ölçüleriyle de eserler vermiştir. Kendine özgü oluşturduğu dil yapısıyla olgun ve etkili söylemlerde bulunmuş ve kelimeleri öyle bir ustalıkla seçmiştir ki adeta şiirlerini kilim dokur gibi zarifçe işlemiştir.

Edinilen bir bilgiye göre zamanında Osmanlı, Kul Himmet’in yaşadığı köyün yok edilmesi emrini vermiştir. Bu emir üzerine askerler ulu ozanın köyünü basmış ve ailesini katletmişlerdir fakat küçük bir torununu alıp Tokat’a yakın olan Zodu (Kurucak) köyüne yerleştirmişlerdir. Yakub adındaki başka bir torun ise bir kadın tarafından kaçırılmış Ekseri (Eğridere) köyünde saklanıp büyütülmüştür. Baskın esnasında Kul Himmet’in evlatları, babalarına ait kitapları gizlice toprağa gömmüş üstüne de ateş yakarak kurtarmışlardır. “Yanık Kitap” adıyla bilinen eserin ise “Faziletname” olduğu ileri sürülmektedir. Bu kitap aslında Yemini’ye aittir ve Hz. Ali’nin hayatını anlatmakla birlikte Hz. Muhammed, Ehlibeyt ve On İki İmam sevgisi de işlenmiştir. Kul Himmet, bu eserin özeti niteliğinde bir eser ortaya koymuştur. 

Kul Himmet, kişiliğiyle ve eserleriyle birçok âşığı etkisi altına almıştır. Kul Hüseyin, Er Mustafa, Âşık Veli, Kul Himmet Üstadım bu isimlerdendir. Bektaşi ozanın isminin sonuna “üstadım” sözcüğünü ekleyerek saygısını, sevgisini ve bağlılığını gösteren Kul Himmet Üstadım, ulu ozanın izinden gitmiştir ve mahlasların benzemesinden dolayı bazı eserlerin kime ait olduğuna dair karışıklıklar yaşanmıştır. Günümüzde halen kimi eserlerin Kul Himmet’e mi yoksa onun peşinden giden talibine mi ait olduğu anlaşılamamaktadır. 

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
ŞAH HATAYİ
Seyyid İmâd’ed-Din Nesimi
FUZULİ

Yanıt Ver

*