Müzisyenler

GENÇ VE BAŞARILI BİR MÜZİSYEN Durmuş Ali Öztürk

Durmuş Ali Öztürk, müzik camiasında bilinen adıyla “DALİ”…  Enstrüman icrası, aranjörlük, ses mühendisliği, kompozisyon, beste çalışmaları gibi müzikle ilgili türlü meziyetleri olan genç bir yetenek.1992 yılında Denizli’de doğan Durmuş Ali Öztürk, Müzisyen bir babanın oğlu. İlkokul, ortaokul ve lise dönemini de yine Denizlide tamamlamış. 


Müzisyen bir Baba olunca başta, doğal olarak ilham kaynağı da yine babası olmuş.

Müziğe ilk olarak babamın bağlama çalışını gizli gizli dinleyerek, onu seyrederek başladım. Kendisi yöre müziğini, kültürünü yaşatan, yörenin mahalli sanatçısı ve benim de ilk kahramanımdır. Onun sayesinde ben de müziği sevdim, çocukluğumda onu taklit ederek, duyduğum melodileri çıkarmaya çalışarak öğrenmeye başladım, çocukluğumun keyfini çıkardım. 4 üncü yaşıma girdiğimde babam bir Cura, annem de oyuncak org almıştı. O zamandan beri çocukluğumun hediyelerini mesleki olarak devam ettirmeye çalışıyorum.

Özel bir kurs eğitimi almayan ve 7 yaşında Denizli Belediye Konservatuvar’ında bağlama eğitimine başlayan Durmuş Ali Öztürk, Devamında ise Denizli Güzel Sanatlar Lisesi’nde bağlamanın yanına Piyano eğitimini de eklemiş.

2010 yılında da İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Kompozisyon bölümüne girmiş. Halen aynı okulda yüksek lisans eğitimine devam ediyor

Durmuş Ali Öztürk, namı diğer DALİ, kimlerden etkilenmiştir?

Bağlamada Talip Özkan’ın yeri bende ayrıdır. Duruşu, donanımı, icrası beni çok etkilemiştir, icra anlamında da idolüm olmuştur. Erdal Erzincan’ın da benim için çok ayrı yeri vardır. Geldiği geleneğin kokusuyla, ufkunun açıklığıyla kendini geliştirmesi ve bunu binlerce bağlama severle paylaşması benim ve benim gibi birçok diğer arkadaşlarım için önemli ölçüde ilham kaynağı oluyor. Tabi ki de ülkemizin değerleri Neşet Ertaş, Özay Gönlüm, Arif Sağ, Musa Eroğlu gibi ustaları da dinleyerek büyüdüm.

Teknolojik gelişimin, özellikle iletişim alanında hızla ilerlediğini belirten Dali, bu teknolojiyi ile hemen her alandaki gelişimi ve değişimi takip edebildiğini, her türlü cihaz, ekipman takiplerini internet üzerinden yapabildiğini ve kaynak bilgilere kolaylıkla ulaştığını belirtiyor. Bu teknolojiyi kendi alanı olan müzik aranjman’ların da ve kompozisyon çalışmalarında da kullandığını ifade ediyor.

Gelişen bu teknoloji ile birlikte, şimdi pek çok müzisyen kendi olanaklarıyla çalışmalarını kaydediyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Samimi olan her çalışma güzeldir ben buna inanıyorum. Müzik yapmak, insanlar için keyif verici bir durum. Artık sosyal medya ile insanlar, yaptıkları çalışmaları daha etkili duyurabiliyorlar. Tabi Daha fazla tüketim anlayışı, müziğin iyi sindirilememesi gibi dezavantajları da beraberinde getiriyor. 

Sektörün mutfağında olan biri, pek çok soliste eşlik eden bir müzisyen olarak, halk müziğinde batı enstrümanlarının kullanılmasını da değerlendirmesini istediğimiz Dali, daha evvel, kendi icralarımıza bakmamız gerektiğini belirtiyor.

Kentteki icrayla yöredeki icralar arasında ciddi farklılıklar var. Muharrem Ertaş’ın çaldığı Avşar Bozlağı’nı şu ana kadar kim aynı kokuyu verdi? Halk müziğimizde sosyolojik yaşantımız ve yörenin kültürel özelliklerinden dolayı oluşan, benimsenen çalgı ve söz icrasının köklülüğü, geleneksel bağının yansıtılması, kentteki icracılar tarafından zayıf yansıtıldığını düşünüyorum. Sentez çalışmalarında; kompozisyon ister batı çalgılarıyla olsun, ister hint vs çalgılarla olsun hiç önemli değil. Kompozisyonu yapacak kişi de bu kültürü bilmesi, anlaması gerekiyor. Maalesef sadece batı müziği eğitimi alarak bu sentez zor yapılıyor. Bu kültürün özelliklerini anlayarak yapılan çalışmalar olmuyor, bu zamana kadar da yapılan kompozisyon çalışmaları birbiriyle hiç kaynaşmadı. Hem Türk Halk Müziği, Hem Batı ve Diğer türdeki müziklerin eğitimini iyi alarak doğru bir sentez çıkabilir ortaya.

Albüm kayıtlarında, sahnelerde, enstrüman zenginliği mi görüyorsunuz, enstrüman kirliliği mi?

Maalesef, son zamanlarda yapılan çalışmaların çoğu ticari kaygı unsuru taşıyor. Ülkemizde müziğe verilen değer yetersiz olduğu için, bu durum bilinçaltına yerleştiğinden ticari kaygılar ortaya çıkmaya başlıyor.En azından kendi kuşağımdaki arkadaşlarımda sağlıklı icra edilmediğini düşünüyorum. Bu ticari kaygı, arkadaşlarımda ve diğer müzisyenlerde var olduğu sürece, enstrüman zenginliği biraz zor görünüyor, çünkü arkadaşlarım bu ülkede müziğe verilen değerden dolayı gelir-gider düşünmekten icra ettiği müziği düşünemiyor, 

Kendini müzisyen olarak adlandırmayı arzulayan Durmuş Ali Öztürk, Arif Sağ, Erdal Erzincan, İsmail Altunsaray, Nuray Hafiftaş gibi isimlerle çalışma fırsatı da bulmuş. Yakın zamanda çıkarmayı planladığı albümü üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmış. Kendi yöre türküleri ve Zeybek ağırlıklı olacağını öğrendiğimiz albümün henüz çıkış tarihi belli değil. Dali,yine kendine ait beste ve Kompozisyon çalışmalarının da devam ettiğini belirtiyor.

Türk Halk kültürü ve bu kültürün müziği olan Halk müziğinin Durmuş Ali Öztürk gibi bilinci açık yeteneklere ihtiyacı var. Türk halk müziğini sonraki yıllara doğru şekilde taşıyacak olan genç gönüllü onlar. Yapımda, icrada, üretimde, yani halk müziğinin her alanında olmaya çalışan kabiliyetli ve mütevazi bir genç yetenek. Kültür içinde bu yönde ilerleyen, bugünün gençlerine inanıyoruz ve güveniyoruz.

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
İŞİN MUTFAĞINDA BİR MÜZİSYEN UFUK ŞİMŞEK
Hasan Genç
Kaval'a Can veren adam Sinan Çelik
Kaval’a Can veren adam Sinan Çelik

Yanıt Ver

*