Mahalli Sanatçılar

HASAN SÖZERİ

Hasan Sözeri… Geleneksel Rize musiki kültürünün temel taşlarından biri… Belki de en önemlisi…  


Rize’nin Portakallık mahallesinde 1921 yılında dünyaya geldi… Polis memuru İbrahim Reşit’in on çocuğundan üçüncüsü…

Babası Ankara’ya tayin olunca ilkokula burada başladı. Kemençe tutkusu ortaokul 2.sınıfta iken tahsilini yarıda bırakmasına neden oldu.

Madem öyle bu kemençeyi geliştirmek gerekiyordu ve usta kemençeci Rizeli Sadık Aynacıoğlu’ndan dersler almaya başladı. Ve azmi ve yeteneği doğrultusunda kemençenin ve kemençe çalmanın bütün inceliklerini kısa sürede öğrendi.  

Yıl 1938… Ankara Radyosu yayınlara başlamıştı… Ve sınavla sanatçı alıyordu. Henüz 16-17 yaşında olmasına rağmen sanatı konusunda kendisine çok güvenen Hasan Sözeri de başvurdu. Ve o zamanın musiki duayenleri Mesut Cemil Tel, Cevdet Kozanoğlu, Ruşen Eşref Kam ve Sadi Yaver Ataman’dan oluşan seçici kuruldan tam not alarak “kaşeli sanatçı” statüsünü kazandı.  

Bu arada askerliğini tamamladı ve Nazmiye hanımla evlendi. Bu evliliğinden üç çocuk sahibi oldu: Osman Zeki, Ahmet İhsan ve Mevlüt Bülent…  

1947 – 48 yıllarında; bir taraftan Ankara Radyosunda Karadeniz türküleri ses ve saz sanatçısı olarak görevini sürdürürken bir yandan da Zonguldak Halk Evi Müdürlüğünü de yürüttü.  

1948’de kendi isteği üzerine bir sınava daha girdi Ankara Devlet Konservatuarında.  Bu kez seçici kurulda Ahmet Adnan Saygun, Muzaffer Sarısözen ve Aydın Gün vardı. Bu sınavdan kendi kariyerinde öğretmenlik liyakati aldı. Ve çok sayıda öğrenci yetiştirdi, Amerikalılar başta olmak üzere yabancılara bile kemençe çalmayı öğretti.  

1949 yılında İstanbul Radyosuna davet edildi ve başarılı geçen bir sınavın ardından burada idareci olarak göreve başladı.  

1950’de İstanbul Radyosu’nda Karadeniz türkülerini tüm Anadolu’ya duyurup tanıtmak maksadıyla bir topluluk kurdu: Karadeniz Türküleri Ses ve Saz Birliği… Aralarında 3 kemençe ve 10 solistin bulunduğu bir topluluk… Cemile Cevher bu topluluğun içinden yetişmiş ve Hasan Sözeri’nin radyolara kazandırdığı bir Karadeniz türküleri ustasıdır.  

Kemençeyi kendisine özgü bir tavırla çalan, türkülerini asla taklit edilemeyecek bir üslupla icra eden Hasan Sözeri, kemençesini kendi yapan, kemençesinde tulum zurna sesi çıkarabilecek kadar da çalgısına hakim bir sanatçıydı.    

Hasan Sözeri Karadeniz türkülerinin yanı sıra son derece başarılı bir klasik Türk müziği bestekarıdır da… 1950 yılından başlayarak adeta ikinci tutkusu olan şarkılarla da iç içe oldu ve onlarca sözü ve bestesi kendisine ait şarkının sahibi oldu.  

Ankara ile olan bağlarının sağlamlığı nedeniyle 1952 yılında Ankara Radyosu’na döndü ve burada hem klasik Türk müziğini hem de Karadeniz Türküleri Ses ve Saz Birliği Topluluğu’nu devam ettirdi. Hatta bu topluluğun şefi olarak 1954 – 55 yıllarında hizmet yürüttü. 1955 – 58 yılları arasında ise solist kemençe ve Karadeniz türküleri sanatçısı olarak görevini sürdürdü.  

1960’tan sonra ise Ankara Radyosu’nda her ay 15 dakikalık solo programlar yaparak Karadeniz türkülerinin vazgeçilmez temsilcisi oldu.

Bu süreç içinde; Tabancamın sapını gülle donatacağım, Gökte yıldız ay mısın, Yesin onu nenesi, Gemiye çektim yelken, Kiremide su düştü, Yenge kızın bir tane gibi sayısız türküyü repertuarlarımıza kazandırdı.

Hasan Sözeri, kemençenin yanı sıra bağlama da çalabilen bir sanatçıydı. Orta Anadolu türkülerine ayrı bir ağırlık vererek bu bölgelerden çalıp söylerdi.    

60’lı yıllar onu daha çok klasik Türk müziği dalında eserler üretmeye sevk etti; 100’ü aşkın beste yaptı bu yıllarda… Onun bestelerini kimler sahnelerde ve plaklarda okumadı ki: Zeki Müren, Nesrin Sipahi, Neşe Can, Müzeyyen Yıldızdoğan, Neşe Karaböcek, Güzide Kasacı, Ali Şenozan, Mualla Mukadder, Güler Tacer…  

Sanat dünyasının ötesinde sivil toplum kuruluşlarıyla, sportif faaliyet gösteren kulüplerde de yoğun çalışmalar sürdüren Hasan Sözeri, Ankara’da yaşadığı yıllarda, 1953’te, Ankara Kalabaspor kulübünü de kurma başarısını gösterdi.  

Hasan Sözeri, 26 Ekim 1970’te hayata veda ederken, bu kısa ömre, sözü ve bestesi kendisine ait olmak üzere, bugün tespit edebildiğimiz 71 eser sığdırarak, türkü dünyamıza da damgasını vurdu.  

Cebeci Asri Mezarlığındaki mezar taşında hayatı şöyle özetledi:

Yalan dünya / Yalan dünya, garip dünya / Kimi zengin, kimi fakir / Niye hatır, niye hakir / Farksız olan yalnız kabir / Zengin de bir fakir de bir…

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
Malatyalı Fahri

Yanıt Ver

*