Türkü Life’ın bu sayısında ilginç bir konuya değinmek istiyorum. Anadolu insanının yaşam öyküsü içinde önemli bir yer tutan ve bu süreçte yaşadığı meteorolojik olaylar karşısındaki duruşlarından, davranışlarından, görüş ve düşüncelerinden söz etmek, dolayısıyla buna bağlı hayatın türkülere nasıl yansıdığını konuşmak ve türkülerimizdeki meteorolojinin izlerini sürmek istiyorum. 

Bugün 3000 yıllık bir geçmişi olan Anadolu topraklarında yaşıyoruz… Ve bu toprakların üzerinden onlarca medeniyet uzun yıllar hüküm sürmüş. Bu süreç içinde Anadolu insanı da olağanüstü zengin bir kültürün sahibi konumuna gelmiş.

Ve 3000 yıllık bir deneyim, hemen her konuda insanlarımızın yaşamına önderlik etmiş, ışık tutmuş.

Kuşkusuz bu topraklarda yaşayan insanlar; yaşamın bir parçası olan meteorolojik olaylara da kayıtsız kalmamış. Hayatını idame ettirmek için doğayı tanımaya zaman ayırmış ve böylece çok sayıda pratiği de elde etmiş: Yağmur ne zaman yağar, soğuklar ne zaman başlar, dolu nasıl dindirilir vesaire gibi…

Anadolu insanı bir taraftan bunların pratik olarak cevaplarını arayıp bulurken bir taraftan da geleneksel müziğimiz içerisine meteorolojik tabanlı türküleri de yerleştirmiş. Mesela bir Kütahya türküsünde “Yağmur yağar her dereler sel alır / Gurbete gidenin yârin el alır” diyerek; aşırı yağışlar sonrasında derelerde sellerin oluşacağını, üstü kapalı olarak da dere yataklarına yerleşim yeri planlaması yapmanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu da belirtiyor. Anlayana tabii ki…  

YAZININ TAMAMI BURADA

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
Evine şivan düşe…
Güncelleme-Mehmet Yılmaz
Merhaba…

Yanıt Ver

*