En baştan belirtmekte fayda var ki; ben batı enstrümanlarının kullanımına karşı değilim. Hatta halk müziği içinde, dokuya uygun, ana yapıyı bozmadan kullanımını da evrensel olarak değerlendiriyorum. Bunun karşısında, Türk milletinin, ekonomik ve siyasi zorlukları aşmasının, Halkın kutuplara ayrılmak yerine kucaklaşabilmesinin tek yolunun, kendi kültürlerine sahip çıkarak, kültürel değerlerini yaşayarak olacağına inanıyorum.

Kültür denilen olgular, yüzyıllar boyu süregelen bir yaşamın oluşturdukları değerlerdir. Öyle otuz yılda elli yılda tamamen ortadan kalkacak kaybolacak değerler değillerdir. Bu nedenle kültür içinde her fiilin bir açıklaması, bir anlamı vardır. Neden ilkokullarda bu eğitim olmalıdır sorusunun cevabına, aşağıdaki analizlerim sonucu daha kolay ulaşabileceksiniz. 

Ben Türk halkını, kültürel yapı olarak üç başlık altında düşünüyorum;

  1. Orta Yaş üstü ve Yaşlı kesim: Genel olarak çocuk ve torun sahibi olan bir kitledir. Yaşamları içinde öz kültürlerine bağlı olarak yaşayan son temsilcilerdir. Kendilerinin kullanabildiği en yaygın teknolojik cihaz, tansiyon aleti ve tuşlu telefonlardır. Bu kitle, halen hava durumunu dinlemeden lodosun çıkacağını, yağmurun yağacağını bilebilir. Çünkü onlar doğayı anlayabilirler. Kendi kültürümüzde olan tüm yemekleri ustaca bilirler ve yaparlar. Kendi besledikleri hayvanlara aşı bile yapabilen doktordur her birisi. Her biri usta bir aşçı, usta bir çiftçi, usta bir aktar vs vs uzayıp gider. Çünkü kendi yaşam kültürleri içinde öyle öğrenmişlerdir. Bu kitle, halk kültürünü yaşatan en kıymetli ve tek kitledir. Aynı yemeği yapsanız da asla bu kitlenin yaptığı yemekten lezzetli olamaz, konserve yaparken bile sorduğunuz kişiler onlardır. Bu şekilde bu kısım da uzar ve gider. 
  2. Orta yaş kesimi: kültürel değerleri taşıyan büyükleri ile popüler kültür içindeki çocuklarının arasında kalan, bu nedenle her ikisini de tam olarak yaşayamayan bir kitledir. Bu kitle genel olarak kültürel değerlerin tam anlamını bilmeden de olsa, anne ve babalarından, yani yaşlı kesimden, öz kültürlerine dair birçok ritüeli görmüş ve yaşamışlardır. Hatta çoğunluğu bu ritüeller içinde düğün yapmışlardır. Diğer yandan çocukları sayesinde, Teknolojik olarak sosyal medya hesaplarını, akıllı telefonları kullanırlar. Mektuplaşmanın yerini elektronik postanın almasına uyum sağlamışlar, ancak bu teknolojiyi içten içe kabullenmemiş bir kitledir. Bu yaş kitlesinde 10 kişiye sorsanız 8 inden bahçe ekmek istediğini, tavuk beslemek istediğini duyarsınız. Kültürel değerleri yaşatmak isteyen ancak çocuklarının popüler kültür dayatması karşısında bu isteklerini uygulayamayan bir kitledir. Ve genelde çocukların istediği olur. 
  3. Genç kuşak: Kültürel değerlerin yüzde 95’ini görmemişlerdir bilmezler. Hayat bu kitle için, genelde sosyal medya, youtube, snapcat gibi kavramlardan oluşur. Kına gecelerini ilkel bulup, bekârlığa veda partisi adı altında, aynı kitleyle aynı şekilde eğlenebilirler. Gelin çıkartma törenlerinde anlatılan manevi değerleri bilmediklerinden, o maneviyatı da yaşayamazlar. Bu gibi nedenlerden dolayı Orta yaş kitlesine kültürel değerlerini maalesef yaşatmayan bir kitledir. Popüler kültür içinde bakış açıları, izledikleri filmler, espri anlayışları, hitabetleri oldukça farklı ve öz kültüre tamamen uzaktır. Bu kitlenin güldüğü videolara orta yaş grubu sadece şaşkınlıkla bakmakla yetinir. Ancak videoya değil kendi çocuğunun bu videonun nesine güldüğüne şaşar ve anlamaya çalışır.

Bugünün gençlerinin, yarın orta yaş, daha sonra da orta yaş üstü ve yaşlı kitleyi temsil edecek olmaları, şu an içinde olduğu popüler kültürlerinin de kendileri ile birlikte yukarı doğru çıkacağı ve kültürel değerlerin çok daha zayıflayacağı anlamına gelir.  Demek ki; alttan gelen çocuklarımıza, öz kültürümüze dayalı verilebilen tüm eğitimler verilmelidir. Kültürün müziği, kültürün yemekleri, kültürün örf ve adetleri öğretilmelidir. 

Halk müziği de halk kültürünün müzikal anlatımıdır. Bu nedenle anaokulundan itibaren, minik canlara bu kültür anlatılmalı ve yaşatılmalıdır. Burada elbette azınlıkta kalan cefakar öğretmenlerin kültürü yaşatmak uğruna neler yaptığından bahsetmiyorum. Ancak bu çalışma genele yayılırsa kalıcılığı olacaktır. 

Pek çok ilkokulda ve ortaokulda, halen müzik derslerine müzik öğretmeni yerine sınıf öğretmeni girmektedir. Kültürel enstrümanları kullanmak yerine, milli eğitim müfredatında, flüt enstrümanı ile dersler devam etmektedir. Kültürün yaşaması açısından, öğrencinin bireysel flüt çalma çabası yanında, âşıkların, ozanların hayatlarını öğrenmesi, bir türküyü ve bu türkünün içinde barındırdıklarını bilmesi, bir bağlama çalımı dinlemesi, kültürün yaşaması bakımından, bence çok daha faydalı olacaktır. 

Çocuklar bu kültürü ne kadar bilirse, gelecekte de o kadar yaşayacaktır. Bu nedenle eğitim sistemi içine Halk Kültürü ve Halk müziği dersleri zorunlu olarak konulmalıdır.Eğitim sistemi içinde siz çocuklara bu kültürü verin, sonrasında o birey, opera okuyacaksa opera okusun, pop müzik istiyorsa onu okusun. Ancak kendi kültür değerlerini bilsin. Okullarda, bu kültürün teoriğini verin ki; henüz yaşayan nineleri ve dedeleri varken pratik yapabilsinler. Yarın çok geç olabilir.

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
HALK MÜZİĞİ HAK ETTİĞİ YERDE Mİ?
Güncelleme-Mehmet Yılmaz
Sahne Adabından Başlar Çok Şey…

Yorumlar kapalı