Kültür dediğimiz şey, bir toplumbilim terimi olarak, tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü olarak tarif edilir. Diğer bir açıdan duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının bütünüdür kültür.
Toplumu şekillendiren ve bir arada tutan değerler sistemi diye tarif edebileceğimiz milli kültür bir kimlik kartıdır aslında. O nedenle de tarihten bugüne her dönemde milli kültürün anlam ve önemine atıflar yapılır, nutuklar atılır bol bol.
Her ne kadar geleneksel kültürü ayakta tutmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına büyük büyük laflar edilse de, globalleşmenin doğal bir sonucu olarak insanlar kendi kültürlerine yabancılaşıyor ve toplumsal çevresindeki egemenliğini yitiriyor artık. Geleneksel değerlere önem verenler, geri kafalılıkla, çağ dışılıkla itham ediliyor.
Suç kimin, kabahat kimde bu aşamada bunu tartışmanın bir anlamı yok. Giyimden konuşma diline, müzikten yaşam biçimlerine kadar her alanda toplumsal bir kabulleniş, bir teslimiyet var artık.
Kolay üretilen ve kolaylıkla tüketilen bir çağda yaşıyoruz. Masa düzeninden ritüellerine kadar özel bir ihtimam içeren masalarda yemek yerine, fast food gibi hiçbir kültürü olmayan, ilkel insan rahatlığında elimizle yiyebileceğimiz yemek türlerine yöneliyoruz. Basit, kolay ve ucuz. Bünyeye verdiği zarara bakmadan hem de.
Müzik de böyle artık. Kolay üretiliyor, kolay tüketiliyor. Duygu ve düşünce aramıyoruz. Rtitimlere takılıp gidiyoruz. Bizden olmayan, bizi bizden alan bir kuru gürültünün içinde tüketiyoruz zamanı ve bize dair herşeyi.
Onbeşli türküsünü dinlerken mesela, ritme ellerimizle tempo tutup şıkır şıkır oynuyoruz. Bir büyük drama, hoppaaa diyerek ellerimizi şıklatmanın gönül huzuru ve iç rahatlığıyla… Popüler kültürün hiçbir şey vermeyen ahenkli gürültüsüne alışık olduğumuzdan, onbeşli türküsünün ne verdiğine, ne dediğine de kafa yorma gereği duymuyoruz.

tamamı Türkü Life Haziran Sayımızda

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
İhsan Öztürk kaleminden Âşık Veysel
Sarı çiçek mor menevşe zamanı
Türkü Antropolojisi

Yanıt Ver

*