Ender Balkır Türkü Life ocak sayımızda

Türk Halk müziğinin sevilen ismi Ender Balkır ile çok özel bir söyleşi gerçekleştirdik. çocukluğundan öğrenimine her şeyi sizler için sorduk.ender balkır1977 yılında Tunceli’de doğmuş Ender Balkır. 5 yaşına kadar da yine burada yaşamış. 1980 yılında yaşanan ülke içi kargaşalar nedeniyle devlet memuru olan babası, Mersine tayinini isteyerek taşımış tüm ailesini. Mersin’de yerleşik bir hayata başlayan sanatçımız, üniversite dönemine kadar da eğitimini yine Mersin’de tamamlamış. Anadolu kültürünü yaşayan ve bu kültüre sahip olan ailesinin düzenli bir hayat, düzenli maaş istekleri doğrultusunda Samsuna giderek Üniversitede Matematik bölümünü okumuş ve buradan mezun olarak, Öğretmen olmuş Ender Balkır. Ailesinin görmeyi çok arzu ettiği düzenli bir yaşamı, düzenli bir hayatı olmuş olmasına, ancak mutluluğu bulamış. 4 yıl boyunca “benim için çok kutsal bir meslek, düşünsenize onlarca çocuğunuz oluyor” diye tanımladığı öğretmenliği bırakıp 2004 yılında küçüklükten beri içinde olduğu müzik sektöründe bulmuş kendini.

Müzik için Öğretmenliği bıraktım.

Gönlümde hep müzik vardı. Babamda memuriyetten geldiği için konservatuvara sıcak bakmadılar pek, o nedenle gittim matematik okudum. Ama bazı şeyler vardır, bir dönem sonra suratınıza çarpmaya başlıyor. Öğretmenlik tabi ki çok kutsal bir görev ancak benim kendimi en iyi ifade ettiğim şey müzik.

Bir Çin atasözü var. Eğer sevdiğin işi yaparsan hayatın boyunca çalışmamış olursun. O nedenle Evet, ben daha çok sevdiğim şeyi tercih ettim, çünkü böyle çok mutluyum. Bence çocuklarınıza da bunu öğretmelisiniz. Çok para kazanacakları şeyleri değil, mutlu olacakları şeyleri tercih etmelerini öğretmeniz lazım. Sevdiğin işi yaparsan, hem onu alan kişi sever, hem de sen mutlu olursun.  Çok parası olup yatları katları olanlara bakın mutlu değiller. Ne oldu neye çalıştın 60 yıl. Herkes sevdiği işi yaparsa toplum olarak da mutlu oluruz.

Müziğe nasıl başladığını ise şöyle özetliyor sanatçımız.

Tabi ki bir numaralı nedeni ailemdir. Dedem çocukluğumda, Elma bahçesinde dolanırken elimden tutar, hadi dede kurban, bir türkü söyle derdi. Annemin babası müzisyen, babamın babası da, toplumun ileri gelenlerinden, meşk sohbetlerinde bulunanlardan biri. Celal Güzelses ile bir meşk ortamında da bulunmuş. Amcam bağlama çalar babam güzel söyler. Amcamın bağlama çalması da şöyle gelişiyor. Dedem bir gün bir tane saz getiriyor eve. Bu sazı kim önce çalarsa ona vereceğim diyor. Tabi babam evin büyük oğlu olduğu için sürekli tarlada çalışıyor. İhsan amcam da arada kaçamak yapıp gelip gidip sazı çalmaya başlıyor. Babam da türkü okuyarak avutuyor kendini. Yani özetle, Babam, amcam, dedem, hep müziğin içinde, Türkülerin içinde. İstesek de istemesek de hem yüreğe oturdu hem de genlerde var.Ender Balkır

DİNLEMEK İÇİN GÜNLERCE KASET BEKLERDİM

Bunun yanında çocukluğumda bir yakınımızda kasetçalar vardı. Fırsatını buldukça onlara giderdim ve orada sürekli Muhabbet serisi albümlerini dinlerdim. O seriyle büyüdüm diyebilirim. Tabi o dönemde kimin kasetini bulabilirsek onu dinlerdik çok da seçme şansımız yoktu. Sonuçta bir Ankara ya da İstanbul değildi yaşadığım şehir. Kasetçinin önünde beklerdim, ayda yılda bir kaset gelecekte onu alıp dinleyeceğim diye. İşte o kasetçinin önünde çok kaset beklediğimi hatırlarım. En çok beklediğim kaset de Erdal Erzincan’ın kaseti oldu.

röportajın tamamını google playden uygulamamızı indirerek okuyabilirsiniz.

 

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
Hüseyin Turan
Âşık Mahzuni Şerif
Dertli Divani

Yanıt Ver

*