Sinema ile gülüp ağlayan, müzik ile nefes alan türkü dostları merhaba;

Sene 1996, yetmişli yılların sonları ve seksenli yıllar Türk sineması için kâbus gibiydi. Sektörde üretim hem çok düşüktü, hem de kaliteli işler parmakla sayılacak kadar azdı. O az sayıda üretilen film de seyirciyle buluşamıyordu. 1980 darbesi ve baskıcı düzen özellikle sanatçılarımızı baskı altında tutuyordu. Birçok başarılı sanatçımız yurt dışına kaçmış; üretim yapmayı bırak, hayatta kalma mücadelesi veriyordu. Seksenli yılarda önce renkli televizyona sonra özel televizyon ve radyolara kavuşmuştuk. Bir anda art arda televizyon kanalları açılmıştı. Baskıdan korkan, çocuklarını politik düşüncelerden korumaya çalışan Türk toplumu kendini eve kapatmış televizyon izliyordu. Siyaset Anayol ve Refahyol hükümetleri arasında gidip geliyordu. Yani, yine gergin bir ülkenin, gergin insanlarıydık. “Bundan kötü ne olabilir ki?” gibi büyük lafları o zaman da söylüyorduk. İşte tam da bu ortamda Yavuz Turgul diye bir adam çıktı. Senaryosunu yazıp yönettiği bir film koydu toplumun önüne “EŞKIYA”. 1996 ve 97 yıllarında, 57 hafta boyunca, evlerine kapanmış, bizim sinemamız bitti diyen toplumumuzdan 2.570.000 kişi bu filme gitti. Bu film, 2001 yılına kadar gelmiş geçmiş en çok izlenen Türk filmi olmayı başardı. 2001 yılında rekorunu Vizontele’ye devrederken bugün hala 27. sırada bulunmakta. Sinema tarihimizde, büyük usta Erkan Oğur’un müzikleriyle, böylesi bir yer edinen filmi, bir an önce bu köşede yazmak istedim.

devamı Türkü Life Nisan sayımızda

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
boş beşik
o da beni seviyor
Yılanların Öcü

Yanıt Ver

*