“Vurmalı çalgılar dediğinizde aklınıza mutlaka enstrüman gelir. Fakat ritim dediğinizde bu, hayatın ta kendisidir. Yürüyüşünüz ritimdir mesela… Gözünüzü kırparsınız, kalbiniz atar, bunların hepsi birer ritimdir.


“Ailemde hemen herkes müzisyen diyebilirim. Dedem, babam, amcalarım, ağabeyim, hepsi… Hal böyle olunca müzikle ‘daha anne karnında iken’ tanıştım diyebilirim. Bebeklik çağımda devam eden dinlemelerim, ağabeyimin darbukası ve asma davulu… Müzik hayatımın başlangıcının asma davul olduğunu düşünüyorum. Başka da hiçbir müzik aletine heves etmedim. Asma Davul ile başladığım bu yolculukta, hep ritim enstrümanları icra ettim.”

Henüz 22 yaşında genç bir müzisyenin, müzikle tanışmasının kısa öyküsü yukarıdaki satırlar.

Ozan Kartal, vurmalı çalgılar ailesinin ritim enstrümanlarını başarıyla icra ediyor. Genç yaşında ritim enstrümanlarında elde ettiği tecrübe için “çok çalıştım” diyor. Öyle bir çalışma ki, hayatında bir yol ayrımına geldiğini hissettiğinde tercihini okulu yerine müzikten yana koyacak kadar… Şu sözleri, onun hayata, vurmalı çalgılara, ritime ve müziğe olan bakışını çok net bir biçimde ortaya koyuyor:

“Vurmalı çalgılar dediğinizde aklınıza mutlaka enstrüman gelir. Fakat ritim dediğinizde bu, hayatın ta kendisidir. Yürüyüşünüz ritimdir mesela… Gözünüzü kırparsınız, kalbiniz atar, bunların hepsi birer ritimdir.

Bu ritim içinde okul nedeniyle çok sevdiğim enstümanlardan vazgeçmek istemedim. Hayatın ritmi bende enstrümanlarla birlikte atmalıydı. Bu nedenle ortaokulda okulu bıraktım. Şimdi düşündüğümde, okulu da ihmal etmeden götürebilseydim, diyorum. Daha faydalı olurdu şüphesiz. Ancak ben inandığım şeyin peşinden gitmek istedim. Şimdi icra ettiğim enstrümanlarla öyle büyük hazlar yaşıyorum ki kelimelerle anlatabilmem çok zor.”

“Usta çırak ilişkisi her alanda olmalı”

“Bizzat yaşayarak tecrübe ettiğim için söylüyorum. Usta çırak ilişkisi sadece müzikte değil, her alanda olmazsa olmazlar arasına girebilecek türden bir öğrenim biçimi. Şanslıyım, çünkü benim ustam aynı zamanda ağabeyimdi ve ben usta çırak eğitimimi başarıyla aldığıma inanıyorum. Belki de bu eğitimde ilk çaldığım asma davul olduğu için bendeki yeri her zaman başkadır.”

Peki, müzikte ritimlere hakim olmak, bütün vurmalı çalgıların icra edilebileceği anlamına mı geliyor?

Temel prensipte öyle görünse de kişinin kendini geliştirmesi ve çalışması ile ilgili bir durum. Mesela ben, ritim enstrümanlarını zorlanmadan icra edebildim. Fakat bateri için aynı şeyi söyleyemem. 2014 yılına kadar perküsyon icra ettim. O yıl perküsyona ara vererek bateriye başladım. Ama çok zorlandım bateride, vurmalı çalgılar içinde beni tek zorlayan enstrüman oldu.

Şimdi tabii, hiçbir sorun yok. Perküsyon da bateri de beni mutlu ediyor. Bu nedenle ritim aleti icra edenler de kendi alanlarında ihtisaslaşırlar. Daha net bir ifade ile asma davulu bütün ritimciler zorlanmadan çalabilir ama ustası çaldığında diğer müzisyenler de, solist de dinleyiciler de keyif alır. Bir başka gelir o davulun sesi.”

“Bateri, halk müziğine renk ve sound katar”

“Türk Halk Müziği eserleri çaldığım zamanlarda, eserin dokusunu bozmadan kalıp dışına çıkmadan kendimden bir şeyler eklemeye çalışıyorum. Çeşitli yürüyüşlerle renklendiriyorum. Bana göre, özellikle sahnelerde sergilenen halk müziği eserlerinde baterinin kullanılması, halk müziğine zarar vermez, renk ve sound katar.

Ülkemizde ritim aletlerinin önde olduğu melodik albümler, sahneler maalesef yok denecek kadar az. Bu eksiklikten hareketle, ritim aletlerinin ön planda olduğu ve diğer melodik enstrümanların da destek vereceği ezgileri ortaya çıkaracağımız bir kompozisyon projesi hazırlığı içindeyim. Yakın zamanda projemi sizlerle de paylaşırım.”

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
ÖĞRETEN VE ÜRETEN BİR ÖĞRETMEN TARKAN GÜVEN
İŞİN MUTFAĞINDA BİR MÜZİSYEN UFUK ŞİMŞEK
Bir Tel Bir Nefes

Yanıt Ver

*