Biyografi Haber Usta Eller

Mehmet Bedel

Sipsi ve dilsiz kaval… Bu ikili, medeniyetin beşiği Anadolu’nun belki de en kadim sazları arasında yer alıyor. İşte Mehmet Bedel, bu kadim kültürü yaşatmayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı görev edinmiş bir kültür elçisi. Kırk yılı aşkın bir süredir, sipsi ve dilsiz kaval yapımı ve icrasıyla uğraşan Bedel, aynı zamanda eski müzik aletlerini biriktiriyor, koleksiyonunu yapıyor.

Sipsi ve dilsiz kaval yapımcı ve icracısı Mehmet Bedel, UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras projesi kapsamında, 2010 yılında ‘Anadolu’nun Yaşayan İnsan Hazineleri’ arasında yer almış bir isim.


Onun hakkında, Turkish Studies dergisinde “Sipsi ve Sipsi Yapımcısı Mehmet Bedel” başlıklı akademik bir makale kaleme alan Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Üyesi Mahmut Karagenç, girişte şu önemli notu düşüyor:

“Mehmet Bedel, “Sipsi” yapım ve icra geleneğinde profesyonel icracı ve yapımcı olarak gündeme gelen ilk isim olma özelliğini taşımaktadır. “Sipsi” icrası ve yapım geleneği hakkında yeterli çalışma bulunmamasından dolayı, Bedel’in sipsi yapım ve icra geleneğine yapmış olduğu katkılar, ulusal ölçekteki müzik toplulukları ve müzik eğitim kurumlarında sipsi sazının varlığını sürdürebilmesi ve geleneğin yaşatılmasında önem arz etmektedir.”

 

Babasından aldığı bayrağı oğulları taşıyacak

İsmi sipsi ve Burdur’la birlikte anılan Mehmet Bedel’in günümüzde ünü yurt dışına taşmış durumda… Öyle ki, Kolombiya’dan, Kuzey Kore’den, Japonya’dan ona sipsi öğrenmeye geliyorlar. Bedel; “Herkese öğretmeye, kültürümüzü aktarmaya gayret ediyorum” diyor.

Bedel, pek çok televizyon programında sipsiyi, Burdur’u ve Teke Yöresi kültürünü tanıttı. Gezelim Görelim, Şoray Uzun Yolda, Sümer Ezgü ile Nazar Değmesin, İl’den İl’e Manilerimiz, bu programlar arasında yer alıyor. Katıldığı TV programlarının yanı sıra, yapımcılığını Nezih Ünen’in üstlendiği müzikal bir belgesel film olan ‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’nda da yer aldı Bedel. Filmin Burdur çekimleri, doğduğu köy olan Aziziye’de gerçekleştirildi.

Babası Ali Bedel de bir müzisyen… Davul ve zurna çalan babasının, aynı zamanda müzik aletleri de yaptığını söyleyen Bedel, sipsi yapımına başladığı günleri; “Babam ağırlıklı olarak telli çalgılar ve zurna imal ediyordu. Babamın atölyesinde görerek bende de enstrüman yapma isteği doğdu. Ortaokul yıllarında başlayan bu isteğim, zamanla meslek haline geldi. Kendi kendime icra etmeyi öğrendiğim müzik aletlerini, imal etmeyi de öğrenmeye başladım.” sözleriyle özetliyor.

 

Sipsi ile dünya birinciliği

Sipsi ve dilsiz kaval imalatı yapan ve başarıyla icra eden Mehmet Bedel, tıpkı babasından öğrendiği gibi bu mesleği çocuklarına da öğretmiş.

“İki oğlum var; ikisi de bu müzik aletlerini hem yapmasını hem de çalmasını biliyorlar. Ben de babadan gelen geleneksel müzik aletleri yapımcılığını ve icracılığını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyorum. Büyük oğlum Ali Bedel, Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuarında Öğretim Görevlisi olarak görev yapmakta… Geçen aylarda Polonya’da düzenlenen ve 60 farklı ülkeden enstrümanların katıldığı bir yarışmada Sipsi ile dünya birinciliğini aldı. Hem Burdur Yöresine ait bir enstrüman olması hem de kendi yaptığımız bir enstrümanla orada birincilik alması, bizi çok mutlu etti.”

 

“Sipsiye biraz daha önem verdim”

Geleneksel sipsiyi farklı bir boyuta taşıyan ve farklı ölçülerde çalınmasını sağlayan Bedel, hep daha iyisini nasıl yaparım arayışında olmuş. Bu arayışı şu cümlelerle ifade ediyor:

“Sipsiye biraz daha önem verdim. Kendi kendime, ‘en iyisini nasıl yaparım’ diyerek çalışmalara başladım. Dağda bayırda gördüğüm kamışlardan kesiyordum. Doğada yetişen kamışlar hep farklı oluyor, hiç biri birbirine uymuyor; yetiştiği yer, güneş ve havasına göre de farklılık yaratıyor. Bu kamışlardan deneme yanılma yöntemiyle çok enstrüman yaptım. TRT ve Kültür Bakanlığında çalışan arkadaşlar, benden bu enstrümanları talep etmeye başladılar. Onların notayla çalmalarında ortaya çıkan istekler de arttıkça bendeki araştırma ve geliştirme isteği de arttı. Genelde ‘fa diyez’, ‘sol kararlı’ çalınan sipsinin boyutunu küçülterek, koroya uyumlu olan ‘si’ ve ‘do’ seslerinde sipsi elde ettik.”

 

Sipsiyi bizlere biraz tanıtır mısınız?

“Sipsi kamıştan yapılıyor; su kamışı, kargı dediğimiz malzemeden. Ama yörede yetişen çok çeşitli kamış var. Sipsinin yapıldığı, kurşun kalem kalınlığında ve kurşun kalem uzunluğunda olan boğumlu kamışlar var. Doğada yetişen bu kamışlar seçilerek, bunlardan yapılıyor. Akdeniz bölgesinde Fethiye’den Alanya tarafına her bölgede kamış var ama istenilen kamış her yerde olmayabiliyor.

Sipsi iki bölümden oluşuyor: Gövdesi ayrı bir kamıştan, ağızlık ve öten kısmı ayrı bir kamıştan yapılıyor. İki ayrı cins kamıştan birleştirilerek yapılır.

Bunun yanında kaval ahşaptan yapılır. Ağaçtan yapılan kavalda en iyi ses, erik ağacı, diken ardıcı, kayısı ve zerdali ağacından elde edilir. Tabii, bunlarda da ağaç seçimi ve kesimi çok önemlidir. Damarına göre düzgün kesmek gerekiyor, yoksa 70-80 cm çoban kavalı yaptığın zaman içini de deliyorsun, yamuluyor.”

 

Sipsi, kaval ya da herhangi bir enstrümanı yapan kişinin muhakkak çalması gerekiyor mu?

Evet, çalmasını bilmeyen kişi yapsa, sesini akort yapamaz, iyi bir saz olduğunu da anlayamaz. Dört – beş delik deler… Bunu herkes yapar, önemli olan akort yapmaktır. Eski zamanlarda birbirlerini örnek alarak yapmışlar; parmak arası ile sipsinin deliklerine parmağını koymuş, bir alttan bir üstten işaretlemiş, parmak işareti ile sipsi yapmış. Sonrasında herkes aynı şekilde ve aynı sipsiyi yapmış. Aynı ses çalmış… Ama günümüzde büyüdükçe, perde araları genişledikçe pesleşiyor, küçüldükçe tizleşiyor, farklı sesler elde ediyoruz. Tabii ki bunu elde edince, ağızlık da çok önemli oluyor. Örneğin, aynı ağızlığı birine tak ‘fa diyez’ ses alırsın, diğerine tak ‘fa’ ses alırsın. İkisini birleştirdiğin zaman ağızlık ve gövdeyi akort yapmak lazım. Günümüzde akort aletleri var, hangi sesi istersen ‘la si do’ kararına perde deliklerini ona göre akort yapıyor ama üflemesini bilmezsen; sadece ses çıkar o da bir işe yaramaz.”

Enstrüman koleksiyonu

Enstrümanlara merakı iyiden iyiye artan Mehmet Bedel, evinin bir köşesini de enstrüman müzesi haline getirmiş. Kemane, kaval çeşitleri, yaylı sazlar, zurna, sipsi, ney gibi müzik aletlerinin çeşitlerinin de olduğu pek çok enstrümanı bir araya toplamış. Enstrümanlar arasında kartal kanadının kemiğinden yapılmış yaklaşık 100 yıllık çığırtma da olan Bedel, koleksiyonun için: “Çeşitli sazları toplamaya başladım. Eski kavallar, zurnalar, bağlamalar, kemanlar ve farklı sazlar… Bunları çalan kişiler yaşlı kişiler vardı. Onlar vefat ettikten sonra geride kalan enstrümanlarını topladım. Bunları da biriktiriyorum. Zaman içerisinde, çalan kişilerin fotoğraflarını, öz geçmişlerini, hayatını anlatıp, yazıp bunları sergilemeyi düşünüyorum.”

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
sevcan orhan
dergi satis noktalari
Türkü Life şimdi de Online Satışa sunuldu
Türkü Life şimdi de Online Satışa sunuldu
asik-veysel
asik veysel

Yanıt Ver

*