Haber Mehmet Yılmaz

Güncelleme

BELEDİYELER VE KÜLTÜR ANLAYIŞLARI…


 

Türkiye Belediyeler Birliği verilerine göre ülkemizde, büyükşehir, il, ilçe, kasaba dâhil 1397 adet belediye mevcut.

Belediyelerin elbette pek çok görevi var. Bu görevleri içinde kültürel değerleri yaşatmak, korumak ve yaygınlaştırmak olduğu da düşünüldüğünde festival, konser, resim sergisi, yöresel ürünler, el sanatları gibi pek çok alanda kültürel etkinlik yapmaları gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki kültür dediğimiz de elbette sadece halk müziği ile sınırlı değildir. Ancak ben konumuz gereği, yaşamsal kültürümüzün müziği olan halk müziği yönünden ele alacağım.

Belediyelerce düzenlenen kültürel etkinliklerin pek çok farklı açıdan değerlendirildiğinde yöreye ve kültüre ne denli fayda sağladığı rahatlıkla gözlemlenebilir.

Peki, belediyelerce düzenlenen ve genel olarak birkaç gün süren bu tür etkinliklerde, yörede yaşayan bir halk ozanını anmak için Aleyna Tilki konseri düzenlemek ne kadar doğru olabilir? Ya da bir kültür etkinliğinde bir tek halk müziği sanatçısının olmaması nasıl açıklanabilir? Veya Yörük Türkmen şenliğinde bir pop sanatçısı ne kadar anlamlı olabilir?

Bu kararlar ancak kültürümüzü benimseyememiş düşüncelerin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Trajikomiktir.

Oysa belediyelere baktığınızda tablo güzel gibi görünüyor. Her belediyede kültür müdürlüğü ya da kültür daire başkanlığı var. Diğer yönden incelediğinizde ise başka bir trajedi çıkıyor karşımıza ki; pek çok belediye, kültür hizmetleri ile sosyal hizmetleri aynı başlıkta toplamış. Kültür ve sosyal işler müdürlüğü ya da dairesi başkanlığı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda farklı düşünmüş olmalı. Üç büyük şehirde ve daha birçok belediye arasında kültürü, sanat ile eşdeğer gören sanırım tek belediye. Kültür ve Sanat Dairesi Başkanlığı olarak geçiyor.

Çok yakın dostlarımdan biliyorum, festivallerde hangi sanatçıların çıkması gerektiğine pek çok belediyede genel olarak kültür müdürleri ya da kültür daire başkanları karar veriyorlar. Daha küçük belediyelerde ise bizzat başkanlar karar mercii. Genel olarak izlenen yol ise şöyle; kafalarında zaten bir isim yok ise ya da var olan isimlerin yanında başka sanatçılar da olması gerekli ise tek kriter ilgili sanatçının Youtube videoları… Bu video ne kadar izlenmiş, ne kadar tıklama almış ve sanatçı kaç para istiyor, işte bütün kriter bu. Şartlar uygunsa ve tabii ki muhalif değilse, sahne alabilir. Ha birde “Angara havaları”!!! icra edebiliyorsa (Angara havası olarak betimlediğim şey, daha çok pavyon kültüründe söylenen ve gerçek Ankara havaları ile alakası olmayan yeni akımdır.).

Belediyelerin ilgili birimlerinin buna benzer etkinliklerde aldıkları yanlış kararlar sonrasında, birkaç büyükşehir belediyesini inceledim. Bu küçük inceleme sonucunda büyükşehir belediyelerinde kültür daire başkanlarında ortaya şu tablo çıktı:

 

İSTANBUL:

Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı- İktisat Fakültesi mezunu.

Belediyeye ait Kültür A.Ş. Genel Müdürü – Elektronik Haberleşme mezunu.

 

ANKARA:

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı- Şehir ve bölge planlama mezunu.

 

İZMİR:

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi Başkanı – şehir planlama mezunu.

 

ADANA:

Büyükşehir Belediyesi kültür ve sosyal işler daire başkanı –öğretmen.

 

ANTALYA:

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı,

Kent tarihi ve Tanıtım Daire Başkanı,

Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanı – hepsine bir kişi bakıyor ve Arkeoloji bölümü mezunu.

 

KAYSERİ:

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı – İşletme bölümü mezunu.

 

Dikkat ettiniz mi?

Büyükşehir belediyelerinde kültür müdürlüğü ya da kültür daire başkanlığı görevinde sanatçı yok, zanaatkâr yok, tarihçi yok, güzel sanatlar mezunu yok. Kültür ve sanat konusunda ehil uzmanlar, akademisyenler maalesef yok. Var olan kişilerin de tek görevi kültür ve sanat değil. Gençlik ve spor, tanıtım gibi başkaca görevleri de var. Varın şimdi küçük belediyeleri siz düşünün.

Hal böyle olunca kültür ve sanat anlayışının belediyelerce, diğer hizmet birimlerinden pek farklı görülmediği sonucu ortaya çıkmıyor mu? Bu zihniyetle yanlış kararlar alınması da zaten olası değil mi?

Elbette bu birimlerde görev yapan herkesin sanatçı ya da sanat tarihi bölümü mezunu bir akademisyen olması şarttır, demiyorum. Pek tabii ki şehir planlama mezunu da, haberleşme mezunu da bu görevleri layıkıyla yapabilir. Ancak yeterli bilgiye, donanıma ve tecrübeye sahip olmak koşulu ile…

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi Başkanı Sayın Funda Erkal Öztürk de Şehir Planlama mezunu olmasına rağmen, tiyatro, resim ve müzik ile uğraşmış bir isim. Akademik yönden mezun olmasa da sanat dalları içinde mesai harcayan Funda Erkal Öztürk ile bizzat telefon ile görüştüm. Öncelikle Kültür ve Sanat Dairesi olmalarından ötürü kendilerine teşekkürlerimi sundum. Kısa bir sohbetin ardından kültür ve sanatın aslında ayrı ayrı çok geniş bir yelpaze olduğunu, bu nedenle belediyeler içinde aslında ayrı birimleri halinde hizmet sunulması gerektiğini belirtti. Sanatı anlamak için sanatın içinde olmak, kültürü anlamak için kültürel değerlere hâkim olmanız gerekir ki; İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi Başkanlığında bunun izleri görülüyor. Umarım ve ümit ederim, diğer belediyelerde de buna benzer oluşumlar yer almaya başlar.

Belediyelerden şu şekilde bir açıklama gelebilir; “Biz konusunda uzman danışmanlarımız ile bu kararları alıyoruz.”

O halde yanlış kişilere danışıyorsunuz. Halk kültürü konulu etkinliğinizde halk müziği sanatçısı yok. İnsanlara fantezi müzikte isim yapmış sanatçıları halk müziği sanatçısı gibi gösterip, afişlerinizi de öyle basıyorsunuz. Halk ozanını Aleyna Tilki ile andığınızı sanıyorsunuz. Sanatçılara sosyal medyadaki videoları üzerinden karar veriyorsunuz.

O halde siz, ya bu danışmanları değiştirmelisiniz, ya da kafanızda barındırdığınız zihniyeti… Demezler mi?

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
DİNLE-YE-BİL-MEK
Gülçin Yahya Kaçar Rektör adayı oldu.
İŞİN MUTFAĞINDA BİR MÜZİSYEN UFUK ŞİMŞEK

Yanıt Ver

*