Yıl 1952’dir. Bağlama çalmayı henüz öğrenmiş toy delikanlı köylerine gelen bir ozanı hayranlıkla dinler. O gün karar verir; tıpkı bu âşık gibi kendini, sanatını halkına verecek, onlara yolunu yordamını anlatacaktır. O gün “kendimden geçmişçesine dinleyerek karar verdim” diyen ozan, halk müziği tarihine ‘büyük ozan’ olarak geçecek Âşık Mahsuni Şerif’tir. Ona Pir Sultan geleneğini anımsatan ve Mahsuni’ye o yolu seçmesini sağlayan ise Âşık Davut Sulari’dir. Sadece Mahsuni değil elbette, ozanlık geleneğinin hemen hemen en önemli isimleri Sulari’den etkilenecektir. Âşık Serdari, Âşık Muhlis Akarsu, Âşık Daimi, Âşık Beyhani bu isimlerden sadece birkaçıdır. 1925 yılında doğan, 1985 yılında aramızdan ayrılan Âşık Davut Sulari, bu bakımdan halk müziği tarihimizin son yüzyılının en temel köşe taşlarındandır. Bu büyük ozandan feyiz alan, kendi deyimiyle dedesinden Tokat bile yiyen, şimdilerde iyi ki yemişim o tokatı diyen torunu, Halk müziği sanatçısı Berrin Sulari’dir. 1971 yılında Erzincan Çayırlıda dünyaya gelen Berrin sulari, bir dönem dedesi Davut Sulari ile yaşamış ve ozanlık kültürüne ilişkin pek çok ayrıntıyı birinci elden Davut Sulari’den öğrenmiştir. Davut Sulari’nin torunu olmanın, omuzlarına çok ağır bir yük yüklediğini söyleyen Berrin Sulari; “Bir o kadar da onur verici” diyor ve ekliyor:

“Davut Sulari’nin torunu olmak, sadece onun türkülerini ezberlemek ve türkülerini okumak demek değildir. Çünkü Davut Sulari, bir kültür, bir yaşam biçimi, âşıklık ve ozanlık geleneği demektir. Dolayısıyla ben Davut Sulari’ye hizmet ederken, onu dedem diye kılavuz almadım. Ben de onun yoluna adım attım.”

Dedesinden ilk öğrendiği türkü “Gahmut yaylasından aşarken yolum…”, çocukluğunun favori türküsüdür. “Öğretmenlerim bana hep türkü söyletirlerdi ama bir halk müziği sanatçısı olmak aklımın ucunda bile yoktu. Benim hayalimde ağır ceza hakimi olmak vardı” diyen Berrin Sulari, kendisindeki müzik temelinin, Akhisar’da dedesiyle beraber yaşamaya başladığı yıllarda atıldığını söylüyor.

Neyin ne olduğunu, türkülerin ailesindeki yerinin ne kadar önemli olduğunu o dönemde anlamaya başladığını ifade eden sanatçı, “Düşünsenize, 11-12 yaşlarında bir çocuksunuz. Davut Sulari’nin büyüklüğünün farkında bile değilsiniz. Ama dedemin dizinin dibinde olduğum o iki yıl bana o kadar çok şey kattı ki… Eğer bugün Berrin Sulari olabilmek yolunda yürüyebiliyorsam, hala o çocukluk dönemindeki aldıklarımı, bugün öğrendiklerimle perçinlemem sayesindedir.”

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Türkü Life Şubat 2019
PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
asik-veysel
Âşık Veysel
OPERA’DAN, KARADENİZ TÜRKÜLERİNE BİR KADIN SOLİST ÖZLEM ÜNGÖR
sevcan orhan
dergi satis noktalari

Yanıt Ver

*