Halk müziği, bütün dünyada halk kültürünün müzikal bir ifadesi olmuştur. Halkın müzikleri Ülke halklarının kültürlerine göre değişiklik gösterdiğinden, her milletin Halk müziği değişik renklerde ve dokudadır. Türk Halk müziği denildiğinde ana enstrüman Bağlama iken, İskoç halk müziğinde Gayda, Azeri Halk müziğinde Tar, Rusya’da Balalayka, Kırgızistan’da Komuz gibi renkli bir yelpazeye dönüşür. Bu yönüyle gerçek dünya müziği Halk müziğidir.

Toplumların kendi halk müzikleri bilimsel yönden incelendiğinde halkın yaşamı ile ilgili her şeyi görmeniz mümkündür. Acıları, kayıpları, savaşları, düğünleri ve ölümleri gibi… Bu nedenle insanlar yaşadığı sürece halk müziği de yaşayacaktır.

Kendi kültürümüze ve bu kültürün müzikal anlatımına döner isek, kültürel değerlerin yüzyıllarca sürede oluştuğunu, bu değerlerin devamlılığı için sonraki kuşaklara aktarılması gerekliliği ve buna karşılık insan hayatının ortalama 80 yıl olduğunu varsaydığımızda, ortaya bu kültürü taşıyacak taşıyıcıların olması ve kültürün temsil edilmesi elzemdir.

Peki, hiç düşündünüz mü? Bu kültürün müzikal değerlerini, sadece bağlama çalan ve türkü okuyan kişiler mi taşıyabilir? Ya da sadece bu kişiler mi temsil edebilir?

İki yönüyle düşünüp değerlendirmek gerekir. 

1-Halk Müziğini Temsil edenler 

2-Halk Müziği misyonunu taşıyanlar

Temsil etme yönünden halk müziğini gerçek anlamda bağlamasına ve sesine taşıyan insanların temsil etmesi daha mantıklı, daha doğru ve daha zor olanıdır. Kriterleri de ağırdır…  Öyle ki; bu kişilerin sadece iyi bağlama çalması ya da güzel türkü okumasıyla bitmez temsil görevleri. Toplumun sorunlarının dile getirilmesi, mütevazilik, geniş gönüllülük, çırak yetiştirmek, kültüre katkı sağlamak, ileriyi görmek, üretim yapmak, sonraki kuşaklara taşımak, dokuyu bozmamak, müzikal eğitim sahibi olmak gibi zorunlulukları vardır. Hatta özel yaşamlarında bile kültürel değerlerde yaşarlar. Bu elbette teknolojiden uzak kalmak çağı yakalamamak demek değildir. Bütün bu değerler düşünüldüğünde evet temsil etmek için özüne uygun çalıp söylemek gerekir.

Kriterleri göz önüne alarak bir düşünelim, etrafımızda Halk müziğini gerçek anlamda kimler temsil ediyorlar?  

Taşıma Yönünden değerlendirdiğimizde ise çok geniş bir yelpaze çıkar karşımıza. Temsil edenlere göre çok daha kolaydır. Mesela İçinde halk müziği enstrümanları kullanılan fakat türkü olmayan eserleri Türkü diye dinlememek gerektirir. En azından bir kaç halk ozanının hayatını bilmek gerektirir. Çocuklarını halk müziğine özendirmek gerektirir. Bu kültürü hakkıyla temsil edenleri desteklemeyi gerektirir. Semahta alkış, matemde oyun havası olmayacağını bilmeyi gerektirir. Doğru atılan adımları şu bu demeden desteklemeyi, yaymayı gerektirir. Kültürü tanıyıp öğrenmeyi gerektirir. Dinlemeyi bilmeyi gerektirir. Kimse size nota bilgisi sormaz, akademik bir müzikal bilgi de gerektirmez.

Bütün bunlardan birkaçını yapabiliyorsanız siz, Halk müziğine doğru bir katkı sağlamış olursunuz ki; Halk müziğine doğru katkı sağlayanlar bu misyonu taşıyan kişilerdir.

O halde Türkü söylemeyi, şiir yazmayı, enstrüman çalmayı yapamıyorsak bile kültürel değerlerimize ve bu kültürün müziğine olumlu katkı sağlayabilir, bu misyonu omuzlarımıza gönüllü olarak alabiliriz. Bu uğurda yol almak gereklidir.

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
HALK MÜZİĞİ HAK ETTİĞİ YERDE Mİ?
Altın kelebek ödülleri tepki çekti
İLKOKUL’LARDA HALK KÜLTÜRÜ VE HALK MÜZİĞİ, ZORUNLU DERS OLMALIDIR

Yanıt Ver

*