Asıl adı Ahmet Günbulut olan Sefil Selimi, 1933 yılının 26 Ağustosunda Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğmuştur. O doğduğu yıl Cumhuriyetin onuncu yıldönümü kutlanmaktadır ve onuncu yıl nedeniyle Türkiye’deki bütün belediyelerin anlatıldığı bir kitap hazırlanır. Bu kitapta 1933 yılında Şarkışla şöyle anlatılır.


Nüfus: Kasaba 2.687 nüfuslu ve 524 haneli olup, Belediye bütçesi 6042 Liradır.

Yollar: Kasaba dahilinde 10 km yol vardır. Bunun 4 km’si şose olup geri kalanı mahalle aralarındaki düzgün olmayan yollardır.

Sular: Kasabaya beş membadan 7 km uzunluğunda künk ile dokuz çeşmeye 24 saatte 12 metre mikabı su gelmektedir.

Kanalizasyon: Yoktur.

Tenvırat (aydınlatma): iki adet lüks lambası ile yapılmakta ve belediye tarafından idare olunmaktadır.

İşte Sefil Selimi’nin doğduğu yıl Şarkışla da yaşam bu şekildedir. Fakir bir ilçede fakir bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelir.

Babasının adı Sarali lakabıyla bilinen Sarı Ali’dir. Annesinin adı ise Sıdıka Hanım. Şarkışla’da ortaokul bulunmadığından burada tamamladığı ilkokul eğitiminden sonra ortaokul için Sivas’a giden Sefil Selimi, ortaokul ikinci sınıfta okulunu yarım bırakarak Şarkışla’ya geri dönmüştür.

10 yaşlarında şiirle ilgilenmeye başlayan Sefil Selimi, 1949 yılında henüz 16 yaşında iken sevdalık çektiği İmamgiller lakabıyla bilinen bir aileden Mahmut Karabulut’un kızı Gülsüm’ü kaçırır ve aynı gün evlenir. Zaten ailesi de yoksul olduğu için çalışması gerekir ve Şarkışla’da sevilen bir Terzi olan Ömer Karslıoğlu’nun yanında işe başlar.

Evliliğinin ikinci yılında kadir gecesi bir kız çocukları olur ve Kadriye ismini verirler. Tam bir av düşkünüdür Sefil Selimi. Hatta bir ara avda yanlışlıkla arkadaşı tarafından kalçasından vurulur ve aylarca koltuk değnekleri ile dolaşır.

1954 yılında Ankara-Mamak muhabere okulunda vatanı görevi sırasında da Terziliği epeyce geliştiren Sefil Selimi, 1956 yılında kendine ait bir terzi dükkanı açar. Bu sırada ikinci çocuğu da olduğundan baba evi de dar gelmeye başlamıştır. İki minder, bir hanım ve iki çocukla babasının evinden çıkan Sefil Selimi, belki de hayatının en zorlu dönemlerini geçirmektedir.

Felek de bırakmaz peşini, eşi gülsüm hanım hastalanır ve ölümün kıyısına kadar getirir. Sefil Selimi, tedavi için Terzilik yaptığı dükkanındaki makineleri dahi satar ve eşini götürmediği doktor kalmaz, okutmadığı hoca da. Ancak her geçen gün eriyip gider Gülsüm hanım.

İşte bu dönemde tanışır Sefil Selimi, Pirim dediği Çoban Mehmet ile. Çoban Mehmet kalp gözü açık bazı kerametlerini gösteren biridir. Eşi Gülsüm Hanım çoban Mehmet’in elinden şifa bulmuş hastalığından eser kalmamıştır. Sonra bir defa teşekkür mahiyetinde çoban Mehmet’in yanına gider ve o gün de öğrencisi olur. Sefil Selimi Mahlasını da yine Çoban Mehmet verir kendisine.

1961 yılından itibaren Sefil Selimi’nin şiirleri, çeşitli dergilerde ve yerel gazetelerde görülmeye başlandığı yıllar olur. Ardından Kayseri’de bulunan Hakimiyet gazetesinde sayfa sayfa şiirleri yayımlanır. Bu şiirleri yayımlayan gazeteci, şair ve yazar Abdullah Satoğlu, daha sonra bu yayımlanan şiirlerden oluşan “Yar Badesi” isimli kitabı yayımlamıştır.

KONYA ÂŞIKLAR BAYRAMI DÖNÜM NOKTASI OLUR.

Nasıl ki Âşık Veysel’in tüm yurtta bilinmesini sağlayan Ahmet Kutsi Tecer oldu ise, Konya Âşıklar bayramı da Sefil Selimi için öyle olur. Davet mektubu aldığında içi içine sığmaz ve şu satırlara döker duygusunu. Hemen ardından da Konya’ya Âşıklar bayramına katılır.

Mevlana iline aldım bir name,

Satırlarda canlı o vardı sanki,

Üstün olamazdı bundan her name,

Okurken aklıma o girdi sanki.

Mana alemine düşürdü beni,

Aşkın tavasında pişirdi beni,

Çağrısı temelli şaşırttı beni,

Deşti yaramı da o sardı sanki.

Sefil Selimi’ye yoktur hiç ırak,

Hürmetimi size sunsun şu yaprak,

Ekim ayı gelsin Konya’dır durak,

Bize bahşettiniz o yurdu sanki.

10 Ekim 1966 tarihli Yeni Konya Gazetesinde Âşıklar bayramına ilişkin bir haber metninde şu bilgiler veriliyordu…

Türküde birinci Adnan Türközü, İkinci Murat Çobanoğlu ve üçüncü Dursun Cevlani

Atışmada birinci Çobanoğlu, Efkari, Müdani, İkinci yok, üçüncü Davut Sulari

Şiirde birinci Şemsi Yastıman, İkinci Sefil Selimi, Abdülvahap Kocaman, üçüncü Hüseyin Çırakman

Sefil selimi âşıklık geleneğinin yalnız şiir okumakla sürdürülemeyeceğini bildiği için eline bağlama almaya da başlamıştı. Bağlama çalımı konusunda usta çırak eğitimiyle öğrenmediği için bağlama çalımı şiirlerine göre biraz daha zayıftı.

1968 yılında Hollanda’ya çalışmaya gitti ve beş yıl süre ile orada yaşadı. Her yıl izin tarihlerini ise Konya âşıklar bayramına göre ayarlıyor ve katılıyordu. Artık sadece şiir dalında birincilikler değil atışma dalında da dereceler alıyordu.

1972 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapan Sefil Selimi önce kuru Kahve sonra da kağıt ve ambalaj işleriyle uğraştı. 1983 yılına gelindiğinde eşi Gülsüm Hanım yaşama veda etti. Bu tarihte üç kızı, üç oğlu ve 18 torunu vardı. Eşinin ölümü ile zor bir dönem geçirdi sefil selimi… Acısını azaltmak için sıklıkla etkinliklere katıliyor daha fazla şiir yazıyordu. Bu dönem tasavvufa daha çok yöneldi.

Tasavvufa yönelmesiyle de yakın çevresinden tepkiler de aldı. Öyle ki yazdığı sözler Cem evlerinde, semahlarda söyleniyordu ve buna karşılık Sefil Selimi Sünniydi. Ona göre; Hz. Peygambere, Hz. Ali’ye, Hz. Hüseyin’e Hz. Hasan’a muhabbet duymak için alevi olmaya da, Sünni olmaya da gerek yoktur. İnsan gibi İnsan olmak kafidir.

Alevi demeden suni demeden,

Her İnsanı aynı gördüğüm suç mu?

Bana Cevap Verin Yanlışlık neden?

Gönlümü Herkese verdiğim suç mu?

Âşıklık geleneğinde çırak yetiştirilmesi geleneğini bilen Sefil Selimi, torunu Sadullah Selimi ve Sefil Kadimi yi çırak olarak yetiştirir. Şiirlerini ise 8 ve 11 li hece ölçülerinde yazar. Nefes, Deme, Şathiye, Nutuk, Duvaz imam, Münacat, destan, semai, Koşma, Koçaklama, Taşlama, ağıt, Nasihat, Mani çeşitlemelerinde şiirleri mevcuttur.

30 Aralık 2003 yılında evinde çıkan yangın sonucu kaybettiğimiz Âşık Sefil Selimi hakkında, Yar badesi, yalınkat, kul yanmasın, çobanın can pınarı adlı kitaplar yayımlanmıştır. Röportajları, basında çıkan haberleri, şiirleri ve hayatı ile ilgili en geniş kaynak ise Ahmet Özdemir’in kaleme aldığı 623 sayfadan oluşan “Âşık Sefil Selimi İrfan okulu” kitabından bulabilirsiniz.

Kaynaklar:

Âşık Sefil Selimi İrfan Okulu- Ahmet Özdemir

Çobanın can Pınarı kitabı – Âşık Sefil Selimi (Doğan Kaya tarafından hazırlanmıştır)

Kul Yanmasın kitabı – Âşık Sefil Selimi

Şiirleri ve Türküleriyle Âşık Sefil Selimi – Uğur Kaya

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
Türkünün Dergisini online satın alabilirsiniz.
ÖĞRETEN VE ÜRETEN BİR ÖĞRETMEN TARKAN GÜVEN
Türkü ile gelen birincilik
Türkü ile gelen birincilik..

Yanıt Ver

*