Bir konuyu bilmek başkadır, öğretmek ise daha başka. Öğretici olmak her şeyden evvel büyük bir sabır ister, bilgi ister, özveri ister. Öğretmen nasıl şekil verir ise öyle şekillenir öğrencisi. Bu nedenle kutsaldır öğretici olmak. 

Tekstilci bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen, babasının isteği ile bağlama enstrümanını öğrenmeye başlayıp, şimdi bir öğretici olarak öğrencilerine bağlama çalmayı öğreten Dilan Bal’da bu kutsal mesleği yapan genç bir yetenek.

1992 yılında, Malatyalı bir babanın ve Kahramanmaraş’lı bir annenin ilk çocuğu olarak İstanbul’da doğan genç kadın öğretmenimize bağlama aşkının nasıl ve ne zaman başladığını sorduk.

Annem ve babam tekstil işçileriydi. Tekstil atölyelerinin vazgeçilmezi de radyo dinlemekti. Bizim radyomuzda sürekli halk müziği çalardı. Babam ve annem,  anlattıkları kadarıyla 80’li yıllarda,  yasaklı ve baskı altında olan halk müziğine hasret yaşamışlar.  90’lı dönemlerde ise halk müziğinin daha ulaşılabilir olmasıyla, adeta bir önceki dönemde hasret kaldıkları halk müziğiyle özlem giderircesine sürekli türkü dinlerlerdi. Böyle bir atmosferin içerisinde büyüdüm, o nedenle müzik sürekli hayatımın içindeydi. Müzikle ilkokul çağlarında blok flüt sayesinde tanıştım. O zamanlar radyoda duyduğum ezgileri flütle çalmaya başlamıştım,  okulda da hemen hemen bütün etkinliklerde görev alırdım. İlkokulda almış olduğum temel nota ve müzik eğitimim sonrasında babam beni özel bir bağlama kursuna yazdırdı. Zaten öncesinde de bağlama üzerinde bildiklerini bana aktarmaya çalışıyordu. Tabi başlangıçta bağlama kursu benim için okul gibiydi, sorumluluklarımı yerine getirmem, bağlama derslerine gidip gelmem ve derslerde başarılı olmam yeterli gelir sanıyordum. Fakat zaman ilerledikçe çalıp okuduğum, dinlediğim türkülerin derinliğini anlamaya başladığımda halk müziği,  sorumluluk olmaktan, anne ve babamın dinlediği müzik türü olmaktan çıkmıştı benim için. Sonrasında kocaman bir ‘iyi ki’ye dönüştü. Halk müziği yaşamıma yön veren en büyük değer diyebilirim.  

Babası da birkaç ay bağlama eğitimi almış Dilan öğretmenin. Ancak maddi sıkıntılar nedeniyle devam edememiş kursa. Bu nedenle kızının bağlama çalmasını her şeyden çok istemiş. Hatta çocuk yaşlarda kendisini, top alacağım diye ikna ederek kayıt ettirmiş bağlama kursuna. Babası ise şimdi kendi çabasıyla sevdiği türküleri çalıp söyleyebiliyormuş.

ASM DE İLK HOCAM RIZA KILIÇ

10 yaşında bağlama eğitimi almaya başladım. Birkaç sene içerisinde çalıp söyler seviyeye gelmiştim. Her sene okul etkinliklerinde mutlaka görev alırdım. Bu üniversite yıllarına kadar böyle devam etti. Fakat belirttiğim gibi lise yıllarında halk müziğine olan bakış açım değişti ve bağlılığım arttı. Müzik eğitiminin yanı sıra lise yıllarında edebiyat derslerinde işlediğimiz halk edebiyatı şairleri ve şiirleri halk müziğini anlamam konusunda bana çok şey kattı. Anlamaya başladıkça nasıl değerli bir mirasa sahip olduğumuzu fark ettim ve bu mirasa layık olmaya çalıştım.İlk olarak üç yıl süreyle Telden Dile Müzik Merkezi’nde eğitim aldım. Sonrasında ASM Müzik Okulu’nda eğitimime devam ettim. ASM benim için dönüm noktasıdır. Burada hem kurs, hem de stüdyo vesilesiyle birçok ustayla tanışma,  onların çalışmalarına tanık olma fırsatı buldum. Onlardan öğrendiğim çok şey oldu, öğrenmeye de devam ediyorum. ASM’de ilk hocam Rıza KILIÇ idi. Rıza Hoca’mın bugünlere gelmemde etkisi, emeği çok büyüktür. Sonrasında Tolga Sağ, Arif Sağ ve Erdal Erzincan gibi bende değeri çok büyük olan ustalarla birebir çalışma şansı buldum.  Arif Hoca ve Erdal Hoca yürütücülüğünde İTÜ TMDK bünyesinde başlatılan ‘Ustalık Sınıfı’ çalışmalarına katıldım, sonrasında Erdal Erzincan Bağlama Orkestrası’na katıldım. 

Alışılagelmişin dışında konservatuvar mezunu değil Dilan Bal. Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik bölümü mezunu. Şu anda İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde yüksek lisans yapıyor ve tez aşamasında. 

İnsan önce mutlu olduğu, sevdiği işi yapmalı muhakkak. Bunun örneğini de Genç yetenek, Öğretici Dilan Bal’da görüyoruz.

ASM’de ders vermeye başladığımda üniversite öğrencisiydim, 20 yaşındaydım. Ders vermeye başladıktan sonra fark ettim ki, bildiğini pekiştirmenin en güzel yolu öğretmek, paylaşmak, aktarmak. Öğretirken öğreniyor aslında insan. Ben bilimi de müziği de çok seviyorum. İkisinden birini bırakmayı hiç düşünmedim. Müzik bilimi de içinde barındırdığından bağlama eğitmenliği yaparken iki işi aynı anda yaptığımı hissediyorum. Bu nedenle burada daha mutluyum. Bir de ben bağlamayı elime 10 yaşında aldım ve bu yaşıma kadar hiç bırakmadım. Öğrenciliğim sürekli devam etti, hocalarım ustalarım bildiklerini paylaşmak için ellerinden geleni yaptılar. Ben de bildiklerimi doğru aktarabilmek konusunda kendimi halk müziğine ve hocalarıma karşı sorumlu hissediyorum.  Böyle de bir manevi bağım var. 

Genel olarak erkekleri gördüğümüz bağlama eğitmenliğinde kadın olmanın zorluğunu yaşamadığını belirten Dilan Bal şunları dile getiriyor; 

Çoğunlukla erkeklerin bağlama çalmasından kaynaklı, toplumda bağlama erkek enstrümanı gibi algılanıyordu. Hatta bağlamayı iyi icra eden kadınlarla karşılaşıldığında “erkek gibi çalıyor” yorumu yapılıyordu. Bağlama çalan kadın sayısının artmasıyla ve bu kadınların bu algıyı düzeltme konusunda mücadele etmesiyle biraz bu durumun değiştiğini düşünüyorum. Hiçbir mesleğin kadın için zorlu ya da uygunsuz olduğunu da düşünmüyorum. Bağlama eğitmenliği yapan herkesin yaşadığı ortak zorluklar var elbette. Bunların haricinde kadın olmamdan kaynaklı yaşadığım bir zorluğu yok.  

Gençlerle sürekli birliktesiniz. Gençler halk müziği yönüyle umut vaat ediyorlar mı?

GENÇLERE GÜVENİYORUM

Benden küçüklerle, akranlarımla, abi ve ablalarımla, sürekli iç içeyim ve ben umut doluyum. Ben de onlardan çok şey öğreniyorum. Karşılıklı paylaşımlar içinde olmak mükemmel bir duygu. Belki günümüzde teknoloji çoğunlukla şikâyet edilen bir unsur; fakat bizim genç kitleye ulaşmamızda, onların da doğru kaynaklara ulaşmasında müthiş bir araç. Ben bu sayede gençlerin ve hatta çocukların halk müziğine olan ilgilerinin arttığını düşünüyorum ve gözlemliyorum.

Eğitmen gözüyle, bağlamaya yeni başlayıp çalmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı?

Bağlama eğitimi konusunda faydalı kaynaklar olduğu gibi (bu kaynaklar; internetteki eğitim videoları olabilir, bağlama metotları olabilir, bağlama hocaları olabilir), onları yanlış yönlendirebilecek ve parmaklarının, bileklerinin yanlış oturmasına neden olabilecek kaynaklar da var maalesef. Genelde öğrenciler bize geldiklerinde kendince çalabildiklerini söylüyorlar fakat sesin istedikleri gibi çıkmadığından şikayetçi oluyorlar. Bunun sebebi de bahsettiğim yanlış kaynaklar. Benim tavsiyem doğru kaynaklara yönelmeleri.  

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
ANKARA’DAKİ MÜZİKLİ EĞLENCE YERLERİNİN DÜNÜ VE MÜZİK TÜRLERİNDEKİ DEĞİŞİM-2
genç yetenekler
ÇİFTETELLİ

Yanıt Ver

*