Nefesli çalgılar grubunda, halk müziği çalgılarımızdan bir tanesidir. Ana gövdesi, kamış’ı ve kıskaç’ı olmak üzere üç parçadan oluşan mey Enstrümanı, Kamışın bu çalgıya verdiği karakteristik özelliğiyle hüzünlü bir sesi vardır. Ön kısmında 7 delik bulunmasından ötürü bir oktavlık ses sahasına sahiptir. Halk müziğimizin bu pes sesli çalgısı hem solo, hem de toplu icralarda kullanılmaktadır.

Evliya Çelebi mey çalgısının Asya’daki adından belban veya balban (Türkmen kamışlı düdüğü) olarak bahsetmiştir.  İran’ın Şiraz şehrinde icat edildiği rivayet edilen ve 17. yüzyılda yüz kadar çalanı olduğu belirtilen mey için, İslam dünyasının müzik alanında en büyük isimlerinden olan Abdülkadir Meragi 1435 tarihli Farsça kitabında (elde edilen en eski yazılı metinlerden biridir)  Nayçe-i Balaban, yani kamışlı düdük olarak bahsetmiştir. Bu tarihi belgeler çalgının oldukça eskiye dayandığını göstermektedir. Bu bilginin yanında kimine göre, muhabbet anlamında olmasından, kimine göre hoşlukla özdeşleştirilmiş olmasından, mey olarak isimlendirilmiştir. Daha eski kaynaklarda adı mayıt olarak belirtilse de daha sonraları bu ad unutulmuştur.

Ana gövde oluşturulurken genellikle erik, zerdali, gül ve ceviz gibi ağaç türleri kullanılmaktadır. Kamışın takılacağı bölüm yumurtayı andıran bir şekildedir, geri kalan kısım iç ve dış eşit olacak şekilde silindir biçiminde şekillendirilir. Gövdenin ön yüzündeki 7 delik ve arka yüzünde bulunan 1 delikle beraber 8 perde deliği bulunmaktadır. Meyin sesini çıkarmak için ağız bölümünde geniş, uzun ve çift taraflı kamış kullanılır. Et kalınlığının ince olması, yaşken kesildikten sonra bulunduğu yerdeki güneş altında kurutulması ve düzgün boğumlu olmasıyla icra kalitesinde belirleyici rol oynar. Kamışın üstünde bulunan bir kıskaç bölümü vardır. Bu kıskaç aşağı yukarı itilerek ses inceltip kalınlaştırılabilmektedir ve yaklaşık bir perdelik ses değişimi yapılabilmektedir. Kamış içerisinde kalan nefesten dolayı kamışın etkilenip özelliğini kaybetmemesi ve esneme olmasını engellemek için kamışın ağzına takılan bir parça vardır. Bu parçaya da kamış koruma kıskacı denir. 

Türklerin Orta Asya’dan beri kullandığı mey çalgısı neredeyse her yörede farklı isimlerle anılmıştır. Bunun sebebi ise kimi yörelerde perde deliğinin fazla olup, perde deliklerinin kendi yöre seslerine göre açılmış olmasıdır. Azerbaycan, Özbekistan ve İran’da balaban, Dağıstan’da; yasti balaban, Gürcistan’da; duduki, Ermenistan’da; duduk, nay, Kırgızistan’da; kamış, sırnay gibi farklı isimleriyle görülmektedir. 

Çeşitli araştırmacıların “Silindirik obualar (mey vb. çalgılar) yüksek sesli koniklerden (zurna) daha eskidir fakat daha az rastlanır.” Bu görüşe ilave olarak, ilk müzikologlarımızdan olup, binlerce makale ve kitapları olan Mahmut Ragıp Gazimihal’in de bir yazısında “Zurnalar türünün atası mey’ dir.” diye açıklamaktadır. Ses sahasının bir oktav ile sınırlı olmasından dolayı halk müziğimizdeki bütün parçaların çalımına izin vermez.

Mey, balaban ya da duduk isimleri için Literatürde bir ayrıma gidilmemiştir. Aynı kökenden gelen bu Enstrümanlar ülkelere ve imalatçılarına göre farklılık göstermektedir. Bir genelleme yaparsak çalgı üzerindeki ses deliklerindeki en büyük çap duduk’ta, En küçük çap ise mey’de bulunur. Bu iki delik ölçüleri arasında kalan delik çapları bulunan Enstrüman’a ise balaban denmektedir. Anatomik yapıları aşağı yukarı aynı olan bu çalgı bizim yöremizde ses karakteri olarak doğu illerine daha çok Erzurum, Kars, Muş, Artvin yörelerinde çalınsa da yurdumuzun diğer bölgelerinde de icra edilir.

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
KABAK KEMANE
Müzik Aletleri: Kopuz
İGİL ENSTRÜMANI

Yanıt Ver

*