Öğretmen sanatçılarımızdan Şentürk Dündar. 1983 yılında, Ardahan’da dünyaya gelmiş ve bir yıl burada yaşamış. Büyükbabasının vefatı ile Babası Aziz Bey, ailesini geçindirebilmek için İstanbul’a göç etmiş. 

Çocukluğunun daha ilk yıllarında İstanbul’da yaşanan zorlu süreci hiç unutmamış Şentürk Dündar. Babasının evi geçindirmek için Köfte-Ekmek sattığı, seyyar satıcılık yaptığı bu dönemden sonra, Anadolu yakasında bir gecekonduya yerleşmişler. Çocukluğuma dair net olarak hatırladığım dönem diye belirtiyor bu süreci.

Geçim şartlarının bu kadar ağır olduğu bu dönemde, Türküler ile nasıl buluştuğunu Şentürk Dündar’a sorduk.

Aslında bugün profesyonel olarak Halk müziği içinde bulunma nedenim, ilkokul üçüncü sınıftaki öğretmenim ve Mihriban eseri oldu diyebilirim. Sesimi beğendiği için öğretmenim bana sürekli Mihriban eserini okuturdu. Bir dönem sonra baktım ki; kendi sınıfım dışında, başka sınıflarda da bu eseri okumaya başladım. Diğer öğretmenlerim ve arkadaşlarım da benim okuduğum türkülere ilgilerini gösterince, arkadaşlarım arasında tırnak içinde popüler oldum biraz. Aslında çok önemli olduğunu şimdilerde çok daha iyi anlıyorum. O dönemde bunları yaşamış olmam, özgüvenimi bulmamı sağladı ve bu özgüven ile müziğin üzerine gittim. Hatta bana soruyorlardı ne olacaksın diye, bende sanatçı olacağım diyordum.

Pek çok sanatçının hayatına baktığımızda karşımıza ilkokul dönemindeki duyarlı öğretmenler çıkıyor. Öğrencilerin bu tür meziyetlerini ve yeteneklerini göz ardı etmeyip, öğrencinin kendisinin ve ailesinin bu konuda farkında olmasını sağlıyorlar. Şentürk Dündar’ da durum farklı değil. Sanatçımız da bu konunun altını önemle çiziyor. Şimdi kendisi de bir öğretmen olarak, herhangi bir alanda kabiliyeti olan öğrencileri, öğretmenlerin daha kolay tespit edebildiğini vurguluyor.

Aile içinde profesyonel anlamda Müzikle uğraşan kimse olmamış. Ancak, kültür içinde yaşayan insanlar olmuşlar hep. Babası aziz bey, kasetçalardan Âşık Şenlik, Murat Çobanoğlu gibi ozanları dinlemiş daima. Hatta birkaç defa Âşık atışmasına bile götürmüş Şentürk Dündar’ı. Aile içinde okuyan tek kişi de yine kendisi olmuş.

1995 yılına gelindiğinde ortaokul yılları başlamış Dündar için. İTÜ konservatuvarı, ortaokul bölümüne girmiş.

Ortaokul dönemine geldiğimde henüz elime bir bağlama bile almamıştım. Notaları da kağıt üzerinde hiç görmemiştim. Ortaokul sürecimi, yine aynı okulun Lise ve Üniversitesi ile devam ettirdim. Bu dönemde akademik eğitimin yanında, değerli hocalarımızdan usta-çırak öğrenimini de aldığımı düşünüyorum. Çünkü bizi öyle yetiştirdiler. 

Konservatuvar da verilen eğitim sizce halk müziği için yeterli mi? 

Bu biraz eğitim veren hocalara da bağlı bir durum. Benim dönemimde hocalarımız akademik eğitimin yanında Usta-Çırak öğrenimini de bize sundular ve yaşattılar. Bana göre konservatuvar eğitimlerindeki eksik taraflardan birisidir Usta-Çırak öğrenimi. Bu nedenle ben kendi dönemim için verilen eğitimi kendi adıma yeterli buldum. 

Peki, konservatuvar eğitimi de almış biri olarak, batı enstrümanlarının halk müziği içinde kullanılmasına nasıl bakıyor Şentük Dündar. 

Halk çalgılarımızı batıllılaştırmadan, bu sentezde müzikler yapılmasına karşı değilim. Fakat halk çalgılarımızı batı enstrümanları içinde kaybedeceksek, hayır olmamalı. Bir piyano kullanıyor olmakla halk müziğine zarar verileceğini düşünmüyorum. Ancak batı enstrümanları da kullanılarak diğer ülkelerde yaşayan insanlara türkülerimizi anlatabiliriz. Hangi müziği yaparsak yapalım o müziğin geleneksel ve kültürel yapısıyla oynanmaması gerektiğini düşünüyorum.

Şimdilerde bir Lisede öğretmenlik yapan Şentürk Dündar, gününün büyük bir bölümünü genç yaş kitlesine sahip olan öğrencileriyle geçiriyor. Gençleri daha yakından tanıyor ve popüler kültürün onları nasıl etkilediğinin farkında.

Yabancı müziğe çok ilgililer. Halk müziğine ise yabancılar. Tabi ki bu durum, hepimizin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Bir sözde diyor ki “bir milleti bitirmek istiyorsanız, sazından bir tel kopartın” Bizim sazımızda tel kalmadı. Bu nedenle, öğrencilerime de çok nasihat ediyorum. Yarın üniversiteye gittiğinizde türküleri daha iyi anlayacaksınız, daha iyi algılayacaksınız. Siz gurbette olacaksınız belki ve türküler size, “Gurbet elde bir hâl geldi başıma” diyerek sizi anlatacak. Onlara sevdirmeye doğru olarak bu kültürü anlatmaya çalışıyorum. Ben öğrenci arkadaşlarıma doğru şeyleri öğretmeye çalışıyorum. 

Yeni besteler olmalı mı?

Tabi ki olmalı.  Zaten Halk müziği, yaşamın müzikal anlatımıdır. Günümüzde de bu anlatım olacaktır ve bunlara beste deniliyor. Halk müziği ezgileriyle ve formuyla yeni besteler olmalıdır. Belki yüzyıl sonra bugünün besteleri de türkü olabilecekler.

Üniversite yıllarında, henüz okurken tanıştığı ve evlendiği Evrim Hanım, Bu evlilikten 8 yaşındaki kızı Nazenin ve 15 aylık oğlu, Ozan Aziz dünyaya gelmiş.  “Babacım diye seslenen bir kızım, baba demesini beklediğim 15 aylık bir oğlum, canım diye seslenen  bir eşim var.” Diye bu mutlu tabloyu özetliyor bizlere. Elbette bu mutlu tablo oluşurken müzik albümüne fırsat bulamamış Şentürk Dündar. Çıkmaya hazır, okuyup bitirdiği çalışmaları da var. Ancak Ticari bir beklenti içinde olmadığından, bütün yoğunluğunu şu an, çocuklarının doğru bir eğitimle büyümesi için onlara ayırdığını belirtiyor. 

Öğretmen ve müzisyen olmasının yanında, aynı zamanda uzun süredir radyo programcılığı yapıyor. Daha önce de radyo programı yapan Şentürk Dündar’ı ve okuduğu türküleri, Cem Radyo’da Perşembe günleri saat: 15:00-16:30 arasında dinleyebilirsiniz.

Gelecek ile ilgili karamsar olmayan Dündar, Teknolojiyi ve sosyal ağları da doğru kullanmak gerektiğinin altını çiziyor.  Hayalinde ise bu teknolojiyi kullanarak, sanal bir okul kurmak ve eğitimler vermek olduğunu dile getiriyor. Son cümlesi de oldukça yerinde “Türküleri bilen kişiler, tarihi de, kültürü de bilirler”

Popüler kültüre ezilmeden, yenilmeden, kendi öz kültürümüzün müziğini, gençlere doğru aktarmaya çaba sarf eden bir öğretmen, geniş kitlelere türküleri ulaştıran bir radyo programcısı ve Halk kültürünün bir Neferi Şentürk Dündar. Hizmetleri ve bu güzel söyleşi için kendisine teşekkürlerimizi sunuyor ve başarılar diliyoruz.

PAYLAŞ
İLGİLİ YAZILAR
Hüseyin Uğurlu
Berrin Sulari
OPERA’DAN, KARADENİZ TÜRKÜLERİNE BİR KADIN SOLİST ÖZLEM ÜNGÖR

Yanıt Ver

*